24 Eylül 2008 Çarşamba

Bakım Felsefesi

BAKIMIN TANIMI
Üretim proseslerinin planlanan düzeyde düzenli bir şekilde sürekliliğini sağlamak için beklenmeyen arızaları ve olası duruşları mümkün olduğu kadar önlemek veya kontrol altına almak amacıyla; tesis, makine ve teçhizatın iyi durumda, kabul edilebilir bir standartta devamlılığını sağlamaya dönük yapılan işlem ve faaliyetlerdir.

BAKIMIN GEREKLİLİĞİ
Pratikte bakım yapılmaksızın hiçbir makine ve teçhizatı çalıştırmak mümkün değildir. Toplam üretim maliyeti üzerinde bakım maliyetinin etkisini bulabilmek için, çoğu kez çeşitli yerlerdeki makine ve teçhizata ait bakım kayıtları tutulmamaktadır. Bir çok hallerde muhasebe sistemleri aksak olup, bakım için kullanılan işçilik, yedek parça ve masraflar karışmıştır. Bu amaçla, modern yönetim kontrol sistemlerinin kurulması ile, bakım ve üretim sorumlularına direkt ve endirekt maliyetlerle birlikte tek tek makine, teçhizat ve tesislere ait bakım maliyetleri doğru olarak verilmiş,
kontrol mekanizmanın çalışması mümkün kılınmıştır. Birçok işletmede tesislerin kuruluşuna, bu tesislere gelecekte ne gibi bakım yapılması gerektiği ve maliyetinin ne olacağı bilinmeyen karar verilmektedir. Gerçek şudur ki, bakım olmaksızın endüstriyel üretimin herhangi bir cinsini elde etmek mümkün değildir. Fakat bakım için de tek neden de üretimdir. Bu gerçeğin sonucu şudur ki, hem üretim fonksiyonu ve hem de bakım fonksiyonu; bir makine veya tesis söz konusu olduğunda, faaliyetlerin her safhasında göz önünde tutulmalıdır. Bu faaliyetler; mümkün olan üretim prosesleri hakkındaki ilk görüşmelerden, makine veya tesis seçimine kadar her safhayı kapsamalıdır. Eğer seçilen makine veya tesis, arzulanan kapasite ve kalitede üretim yapabilmek için fazlaca bakım gerektiriyorsa, şüphesiz ki üretim birçok güçlükle karşılaşacaktır.

BAKIM FONKSİYONU
Bir işletmede bakım, fonksiyon olarak ana fonksiyona daima yardımcı fonksiyondur. Endüstriyel girişimlerde ana fonksiyon üretim olduğuna göre, bakım üretimin emrindedir. Eğer üretim yöneticisi, bakımın karakterini ve kontrol olanaklarını anlayamaz ise, bakım fonksiyonunun temel ihtiyaçları ihmal edilir ve böyle bir ortamda bakım fonksiyonu onarım işlerinden öteye gidemez. İhtiyaç halinde, gerekli hizmetlerin yapılabilmesi için yedek parçaların uygun ikmali, makinelere ait bilgiler, uygun eğitilmiş işgücü ve diğer bütün önemli hususlar yetersiz hal alır.

BAKIM FONKSİYONUNUN ÖNEMİ
Herhangi bir endüstriyel girişimde, üretimin devamlılığının sağlanabilmesi için bakım fonksiyonu bulunmak zorundadır. Bakım fonksiyonunun önemi aşağıdaki nedenlerle gün geçtikçe artmaktadır.
- Daha fazla yatırım
- Daha fazla otomasyon
- Yedek parça ve bakım malzeme çeşidinin artması
- Diğer teşebbüslerle rekabet
- Daha yüksek üretim kalitesi
- Teslim tarihinin düzenli olması ihtiyacı
Bakımın verimliliği ve karlılığa etkisi anlaşıldıkça işletmelerdeki yeri de daha belirgin ve önemli hale gelmektedir. Yatırımların uygun bir zaman içinde geri dönebilmesi için, üretim araçlarının belirli bir düzeyde ürün imal etmeleri ve bunun belirli bir karla satılması gerekir. Eğer ihmal edilecek olursa, üretim araçlarının ürün imali için yararlı zamanı kısalır ve böylece yatırılan para çok kısa sürede tüketilmiş olur.

BAKIM FONKSİYONUNUN HEDEFLERİ
Bakım fonksiyonunun ana hedefleri şu şekilde sıralanabilir:
- İşletme olanaklarının (tesis, makine, teçhizat ve bina ) yararlı ömrünü uzatmak,
- Yıpranmayı ve eskimeyi en düşük düzeye indirerek işletmenin değerini korumak,
- Üretim için makinelerin emre hazır sürelerini (kullanılabilirlik) en yüksek düzeyde tutmak,
- Ürünün kalite düzeyini koruyacak veya arttıracak şekilde işletme olanaklarının kaliteli olmalarını sağlamak ve devamlılığını korumak,
- Acil durumlar için bulundurulan bütün yedek üniteler, kurtarma teçhizatı, yangın söndürme tesisatı,
- Elektrik jeneratörü gibi teçhizatın çalışır durumda hazır tutulmasını sağlamak,
- Bütün bu hedefleri yerine getirmek için yapılan çalışmalarda personel güvenliğinde herhangi bir fedakarlığa yol açmamak ve şahıs güvenliğini arttırmak,
- Bütün bu sayılanların uzun dönemde en düşük maliyetle sağlanmasını gerçekleştirmek.

VERİMLİLİK ARTTIRMANIN TEMEL UNSURU; BAKIM YÖNETİMİ
Bir işletmede bakım faaliyetlerinin sonucu bir tür üründür ve bu ürün kuruluşun verimliliğidir. Bir kuruluşun verimi ele alındığında, verimsizlik nedenleri üç ana grup altında toplanabilir:
1- Devre dışı kalma : Genelde, en iyi bilinen ve üstünde en çok durulan verimsizlik türü olup arıza ve aksaklıklar ile ayar ve kontrol amaçlı duruşlar bu gruba dahildir.
2- Performans kaybı : Sistemin değişik nedenlerle yavaşlamasıdır. Boşta çalışma, dur kalk gibi durumlar bu tanımın içerisinde ise de, ana etken sistemin eski performansından uzaklaşmasıdır. Eğer bakım çalışmaları etkili değil ise, önemli boyuta ulaşıncaya kadar kayıpların farkına varılmaz.
3- Kusurlu üretim veya çıktı : Günümüzde otomasyonun artan ağırlığı, kalite güvencesinde bakımın ağırlığını arttırmıştır. Kusurlu üretimden doğan kayıplar yalnızca üretimin azalması ile sınırlı değildir. Kusurların giderilmesi için duruşlar ve yeniden üretime geçiş için kaybolan süreler (kontrol, deneme, vb) bu tanımın içindedir.
İşletmede verimlilik artırıcı ana unsurlardan biri bakım yönetimidir. İşletmenin koşullarına uygun olarak geliştirilen bir bakım yönetimi ile verimsizlik nedenleri ortadan kaldırılabilir.

BAKIM YÖNETİMİ
Üretim sürecinin fiziksel yapısını iyi işleyen bir biçimde muhafaza etmek, sürdürülen günlük çalışmalar ve bu konuda ortaya çıkan sorunlara çözüm aranması amacıyla bakım çalışmalarına gerek vardır. Bakım çalışmaları hemen her üretim işletmesinde temel nitelikte bir faaliyettir. Çünkü işletmenin yatırım yaptığı bütün üretim girdilerinin fonksiyonlarını gereği gibi yapmalarını sağlamak temeldir. Üretimin giderek artan bir şekilde mekanizasyonu ve otomasyonu, makine- teçhizatın işlerliğini ve üretimin sürekliliğini sağlama konusunu, bir taraftan bir şekle dönüştürmekte, diğer taraftan da çok daha önemli bir hale getirmektedir. Aynı zamanda endüstriyel bakım programlarının toplam imalat maliyetleri içindeki payı ve önemi de giderek artmaktadır.
Sanayide insanların duyarlılığı ve sorunları gidermede inisiyatif alma yeteneğine sahip olacak şekilde yetiştirilmesi son derece önemlidir. Ancak kusursuz insanlar yetiştirmekte kusursuz bir şirket için en büyük yatırım ve değerdir. Şirketin geleceği doğrudan çalışanların geleceğe tutumuna bağlıdır.
Bakım faaliyetlerindeki aksaklıkların üretim akışı, verimlilik ve dolayısı ile maliyet üzerindeki etkilerini şöyle özetleyebiliriz:
1- Makinelerin ve onları çalıştıran işçilerin boş kalmaları,
2- Dolaylı işçilik ve imalat genel masraflarının artması,
3- Müşteri taleplerinin karşılanamaması, satışlarda düşmeler,
4- Aksaklığın meydana geldiği departmanla ilgili bulunan, diğer departmanlardaki gecikme ve boş beklemeler,
5- Iskarta oranının artması, kalitenin düşmesi,
6- Siparişlerin zamanında teslim edilmemesi yüzünden, müşteriyi kaybetme ve tazminat ödeme.
Bakım yönetimi; yer altı ve yerüstü yapılar, binalar yerleşkeler ve türlü kolaylık tesisleri ile üretim yapan fabrika, atölye ve diğer üretim birimlerinde;
- Hizmetlerin ve üretimin sürdürülmesi
- Verimliliğin artırılmasına yönelik olarak yapılması gerekli olan bakımın planlanması ve uygulanmasıdır.
Bakım yönetimi kapsamı;
- Yapılacak işlerin belirlenmesi,
- Sorumlu bakım ekibinin görevlendirilmesi,
- Planlanan ve gerçekleşen bakım sürelerinin değerlendirilmesi,
- Yedek parça kontrolünün sağlanması.
Bir bakım işlemi yapılırken şu özellikler göz önünde bulundurulmalıdır;
- İş kapsamı
- İş çeşidi
- Periyodiklik
- Öncelik
- Planlanabilme
- Giderler
- Sebepler
- Ön koşullar
Bilgi teknolojilerine dayalı bir bakım yönetimi temel olarak aşağıdaki ihtiyaçları karşılamalıdır.
Bakım talimatı hazırlığı: Planlamada yapılacak işler, yapacak atölye (personel grubu), öngörülecek vakit, planlanan bakım zamanı, gerekli malzemeler ve stokta malzemeler belirlenir. Stokta malzemelerin olup olmadığı kontrol edilir. Kapasite planlaması yapılır.
Bakım talimatının oluşturulması: Planlanan bakım talimatından yola çıkılarak öncelikler ve acil bakım talimatları göz önünde tutularak program bakım sırasını saptar.
Bakım talimatının kontrolü: Bakım talimatları yerine getirilirken devamlı olarak talimat aşamaları programa geri bildirilir ( feed- back). Böylece hangi talimatın, o an, hangi aşamada olduğu (online olarak) görülebilir.
Bakım talimatı istatistikleri : Yedek parça giderleri ve artış oranları, gerçekleşen ve planlanan giderler, makine gruplarının giderlerinin belirlenmesi, zamana göre giderlerin gelişmesi ile ilgili istatistikler görülebilmelidir.

BAKIM POLİTİKASI
Bakım gereklerinin; tesisin teknolojik yapısı yanında, işletme ve çevre koşulları ile de çok yakından ilişkili olması nedeniyle, bakım politikasının her işletmenin durumuna göre geliştirilmesi ve uygulamaların kendi koşullarına uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Günümüzün ekonomik ve endüstriyel gerçekleri, işletmelerin kendi halinde çalışmaya terk edilmesi ve sadece oluşan arızaların giderilmesi ile, beklenen etkin ve ekonomik sonucun elde edilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Beklenen olumlu sonucun elde edilebilmesi; makinelerin ihtiyacı olan özenin yeterince ve zamanında yerine getirilmesine bağlı olmaktadır. Makinaların arıza yapıncaya kadar çalıştırılması, genellikle, işlemenin orta ve uzun vadeli ekonomisine uygun düşmemektedir. Periyodik onarımla yapıldığında, çoğu hallerde, malzemelerin yararlı ömürlerinden yeterince yararlanılamadığı gözlenmektedir. Çağdaş yönetimin amacı; toplam kalite anlayışı ile ve asgari maliyetlerle son ürünün devamlılığının sağlanmasıdır. Bunun bakım yöneticisi yönünden anlamı; makinelerin ihtiyacı olan bakım işlerinin, en az duruş ile zamanında ve ekonomik olarak gerçekleştirilmesidir. Bu amaçla; son yıllarda periyodik bakım yerine durum kontrollü bakım yaklaşımı yaygınlaşmıştır. Böylece; makinaların yararlı ömürlerinin arttırılması, bakım nedeni ile duruşların asgariye indirilmesi, direkt işçilik ve malzeme giderlerinin azaltılması mümkün olmaktadır. Bakım işlerinin karakteri nedeni ile belirli bakım modellerinin benzer işletmelere aynen uygulanması ile yeterli başarı elde edilememektedir. İşletmenin teknolojik durumuna ve çevre koşullarına uygun, iyi dizayn edilmiş bir bakım yönetim sistemi, kuruluşun tüm ekonomisine olumlu katkıda bulunmaktadır. Yetersiz ve aşırı bakım uygulamaları, maliyetleri olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısı ile; her işletmede planlı yapılabilecek işlerin ekonomik bir mertebesi bulunmaktadır. Bu dengeyi sağlayacak sistemin geliştirilmesi ve kendi işletmesine uygun düzeyin sağlanması, her yöneticinin başlıca istihdam nedenidir. Bakım sorunlarının tanımlanmasındaki yetersizlikler nedeni ile bu sahada teorik modellerin uygulanması sınırlı olmaktadır. Bu nedenle, bakım planlamasında sezgisel ve tecrübeye dayalı yöntemlere daha çok yer verilmesi zorunlu olmaktadır.

BAKIMIN TARİHÇESİ
Bakımın tarihçesi, 1950’li yıllarda “Arıza bakımı “ kavramı ile başlamış, takip eden yıllarda önleyici bakım, düzeltici bakım ve verimli bakım felsefesi ile devam etmiştir. 1960’lı yıllarda Amerika’da kompleks makine ve cihazların güvenilirliği ile ilgili yapılan çalışmaların sonucu olarak, ilk olarak havacılık endüstrisinde “Güvenilirlik esaslı bakım yöntemi” kullanılmaya başlamış ve daha sonra nükleer santraller ve petrokimya tesisleri gibi diğer sektörlerde yaygınlaşmıştır. 1970’li yıllara gelindiğinde ise bu kavramlar Japonya da “Toplam üretken Bakım “ olgusu olarak yaşanmış ve 1971 yılında J.I.P.M. ( Japan Institue of Maintanence ) kalite ve verimliliğin üst sınırlarını zorlayan metoda “Toplam verimli Bakım “ adını uygun görmüştür. Bu sisteme göre bakım sadece tamir-bakım elemanlarıyla sınırlı kalmamış, operatörler de sorumlu hale gelmiştir. Son yıllarda ise Durum Kontrollü Bakım ve Ekipman Teşhis Teknikleri ile ilgili uygulamalar yeni kavramlar olarak ortaya çıkmıştır.
Önleyici Bakım (PM: Preventive Maintanence) kavramı, Japonya’ya Amerika tarafından getirilmiştir. Önleyici bakım, arızaların ve hatalı ürünlerin önlenmesini amaçlar. Günlük faaliyetler; ekipman kontrolleri, hassas ölçümler, belirli periyotlarda kısmi veya genel bakımlar, yağ değiştirme, yağlama ve benzeri rutin işlemleri içerir. Buna ilaveten, işçiler de ekipman bozulmalarının kayıtlarını tutar ve böylece, problemlere sebep olmadan önce değiştirilmesi ya da onarılması gereken aşınmış parçaları belirlerler. Kontrol ve arıza arama işlemlerini kolaylaştıran alet ve takımlarda son yıllarda kaydedilen teknolojik ilerlemeler, ekipman açısından daha da doğru ve güvenilir bir duruma gelinebilmesini sağlamıştır. Önleyici bakımdan önce, şirketler genellikle, ancak ekipman bozulduktan sonra arızanın giderilmesine çalışmak anlamına gelen Arızi Bakım (BM: Breakdown Maintanence) yöntemi uygulamakta idi.
Bununla beraber, yıllar geçtikçe önleyici bakım yaklaşımı da modern dünya sanayisinde ortaya çıkan yeni talepleri karşılayabilmek üzere değişim göstermiştir. Bu değişimlerden biri, koruyucu bakımın bir parçası olarak yapılan ve ekipmanı ilk durumuna getirici rol oynayan onarım tipinin de ötesinde bir yere sahip olan Düzeltici Bakım ( CM: Corrective Maintanence) kavramı ile birlikte meydana gelmiştir. Düzeltici bakım, aynı arızanın ilerde tekrar meydana gelme ihtimalini düşüren, onarımları özendirici rol oynayan bir yöntemdir.
Diğer bir değişim de; bakımı kolay, daha iyi bir ekipman imal edebilme amacına yönelik bir çaba içinde tasarım aşamasını da bünyesine dahil etmiş olan Bakım Koruması (MP: Maintanence Preventive) kavramı ile birlikte meydana gelmiştir. Yeni bir ekipman geliştirilmesinde, bakım koruması kavramına projelendirme aşamasında ihtiyaç vardır. Bu amaca yönelik faaliyetler, ekipmanın güvenilir, bakımı kolay, kullanıcısı ile dost kılınmasını ve böylece operatörlerin takım sökme, takma, bağlama ayar vb. işlemlerini kolaylıkla yapabilmesini, bunun yanı sıra makineyi rahatlıkla kullanılabilmelerini sağlamayı hedefler. Son olarak; PM, CM ve MP yaklaşımları bir araya getirilerek PM (Productive Maintanence) adı ile bilinen, fakat bu defa verimli bakım anlamına gelen yeni bir yaklaşım tipine dönüştürülmüştür. Bakım sözcüğü belli şartları idame ettirebilmek için ihtiyaç duyulan faaliyetler anlamını taşır. Eğer bunlar; kalite, performans ve emniyet faktörleri dahil, üretime ilişkin en uygun şartların tümünden oluşuyorsa, bütün bu şartları sürekli koruyabilmek için Üretken Bakım kavramına ihtiyaç vardır. Çünkü PM, verimliliğin maksimum düzeye çıkarılması amacına yöneliktir. RBM (Güvenilirlik Esaslı Bakım), makinenin durumuna bağlı bakım (DKB), çalışma zamanına bağlı periyodik bakım (PM) ve arıza sonrasında yapılan bakım stratejilerinin optimum birleşimini araştırır ve uygular. Küçük grup faaliyetlerine dayalı olarak en üst yönetimden başlayarak en alt kademelere kadar herkesin destek ve işbirliğini kazanmak sureti ile şirket genelinde PM bünyesine alan bir bakım var ki ,yani bakım bölümünün ötesine geçerek bütün şirketi kapsamı almaktadır ki ; bu da Toplam Verimli Bakım (TPM: Total Productive Maintenance)’dır. Toplam Verimli Bakım, çalışanların bilgi ve becerilerinin arttırılması, kullanılan ekipmanların en iyi şekilde korunması, tüm bakım faaliyetlerinin bilgisayar ortamında takip edilmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınmasıyla sıfır kaza, sıfır hata, sıfır plansız duruşu amaçlayan bir işletme yönetim sistemidir. Durum Kontrollü Bakım ise (DKB), makinalar üzerinden, periyodik aralıklarla alınan, fiziksel parametre ölçümlerinin zaman içindeki eğilimlerini izleyerek, makine sağlığı hakkında geleceğe yönelik duruma dayalı bir tahminde bulunma yöntemidir.

GENEL BAKIM YÖNTEMLERİ
Bugünün modern endüstri dünyası yüksek verimli makine ve makinelerden oluşan tesisleri gerektirmektedir. Beklenmedik ani arızaların oluşması, üretim planını aksattığı gibi büyük finansal kayıplara da yol açmakta ve maliyet artmasına neden olmaktadır. Günümüzde, bir tesisin düzenli ve sürekli çalışabilmesi, karlılığı, bakım ekibinin çalışma sistemine, randımanı ve tecrübelerine bağlıdır. Makinelerin planlı, sistematik bir şekilde bakımı ve kontrolü, üretim maliyetlerini azaltmakta büyük rol oynamaktadır.

İşletmelerde uygulanan bakım türlerinin gelişimi üç ana prensipten ortaya çıkmıştır;
1- Düzeltici bakım; Plansız olarak ortaya çıkmış arızaları ortadan kaldırmak ve acilen çare bularak tamir etmek amaçlı yapılan bakım faaliyetleridir.
2- Önleyici bakım; Periyodik olarak yapılan makinenin eğiliminin takip edildiği istatistiksel çalışmalar yapılarak, özel zamanlarda, kendi içinde belirlenmiş kontrol limitleri ile takibi yapılan, planlı bakımdır.
3- İyileştirme- geliştirme amaçlı bakım; Makinenin tüm ekipmanın orijinali üzerinde tasarımı ile ilgili değişikliklere kadar giden bakım faaliyetleridir.


Bu ana prensipler çerçevesinde uygulanan bakım yöntemleri üç şekilde olmaktadır;
1- Arıza oluştuğu zaman yapılan bakım (Arızi bakım)
2- Periyodik koruyucu bakım
3- Makine performansına dayalı bakım (Durum kontrollü bakım)

PROAKTİF BAKIM
Uygulanan bakımın kalitesinin belgelendirilmesidir. Bakım öncesi ve sonrası kaydedilen veriler ve yapılan analizler ile bakım sonucu izlenir. Her yapılan bakımın doğru sonuca erişip erişmediği kontrol edilir. Çözümü olmayan bakımlar, yakın zamanda tekrar duruşun önüne geçilmesi ile yeniden yapılır. Öncesi ve sonrası veriler ile raporlanan yerinde balans ve lazerli kaplin ayarı, proaktif bakım araçlarıdır. Durum kontrollü bakıma ek olarak, proaktif bakım uygulamasında, bakım sonrası devreye girmeden önce bu kriter kontrol edilir. Eğer bakım istenen kalitede değil ise düzelttirilir. Bunun sonucu olarak bakım gerektirme periyotları arası açılır, yıl boyunca daha az bakım ihtiyacı doğar.

Lazerli kaplin ayarı
Döner ekipmanlarda karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi eksen ayarsızlığıdır. Bir ekipmana herhangi bir arıza nedeniyle bakım yapılsa dahi, sonunda yine eksen ayarı yapılması gerekir. Eksen ayarı ise ekipman özelliklerine göre (şaft çapı ve dönme devri gibi) belli standartlarda olmalıdır. Eksen ayarı bazı ekipmanlarda 0 hataya göre yapılır, bazı ekipmanlarda ise(termal genleşmesi dikkate alınan), ayar yapılırken belli miktarlarda kaçık olması istenir. Bu işlemin en doğru, pratik, güvenilir ve kısa bir sürede yapılabilmesinin adresi lazerli kaplin ayar cihazı’dır.
Bir kaplin ayar uygulamasından kısa sürede olumlu sonuç alınabilmesi için, ayara başlamadan önce ilk dikkat edilecek husus, TOPALLIK kontrolüdür. Ekipmanın oturma yüzeyinde veya ayaklarında herhangi bir düzgünsüzlük var ise öncelikle bunun giderilmesi gerekir. Aksi taktirde hem istenen ayarı yapmak mümkün olmayacak, hem de ekipman çalışır iken bu durum vibrasyona neden olacaktır.
Bu ekipmanın motor kaidesinde Lazerli Kaplin Ayar Cihazı ile topallık tespit edilip giderilmiş ve ekipmanın tam terazide olması sağlanmıştır. Bu çalışmadan sonra vibrasyon değerlerinde çok önemli düşüşler tespit edilmiş, ekipmanın elektrik motorunda meydana gelen rulman arızasında da azalma olmuştur.
Kaplin ayarında dikkat edilecek bir diğer husus, temizlik ve kullanılan şimlerdir. Ayar yapmadan önce ayakların altı iyice temizlenmeli, varsa pislik ve çapaklar ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Kullanılacak şimlerinde mümkün olduğunca tek parça ve çapaksız olması gerekmektedir. Uygun olmayan şimler ile yapılan ayardan sonuç alınamamakta, ayaklar her sıkılıp gevşetilmede değerler değişmektedir.
Dikkat edilmesi gereken başka bir husus ise, hatlarda ve ayak saplamalarında kasıntı olmamasıdır. Eğer kasıntı var ise ayardan sonra makine çalışırken ayarın bozulması mümkündür.
Son olarak dikkat edilmesi gereken husus ise, ekipmanı yatay olarak hareket ettirmek için kullanılan itme cıvatalarının, ayar bitip ayak saplamaları tatlı sıkılı şekilde bırakılmasıdır. İtme cıvataları ekipman çalışırken sıkılı olmamalıdır. Eğer bu cıvatalar sıkılı olur ise ekipmana yatay yönde kuvvet uygulayacak, bu kuvvetlerin etkisiyle de zaman içerisinde yatay ayar bozulacaktır.
SKF'in yapmış olduğu araştırmalara göre rulman arızalarının yarısından çoğu kaplin ayarsızlığından kaynaklanmaktadır. O nedenle, bir işletme için kaplin ayarsızlıklarını ortadan kaldırmak en belli başlı “Temel Arıza Nedeni”ni ortadan kaldırmak demektir. Kaplin ayarı ile;
- Rulman ömürleri artacak
- İstenmeyen arızi duruşlar azalacak
- Enerji kaybının önüne geçilecek

Yerinde balans
Balanssızlık, döner elemanı bulunan makinaların en büyük (%40) arıza sebeplerinden biridir. Balanssız bir rotor genellikle makinanın kullanım ömrünü kısaltır ve çalışma esnasında daha fazla enerji harcanmasına sebep olur. Özellikle üretimde kullanılan makine elamanlarının balans durumları direkt olarak mamullerini etkilediğinden daha da fazla önem kazanmaktadır.
Yerinde balans ile;
- Kısa bir duruşla fan veya başka herhangi bir rotor sökülmeden, dağıtılmadan, nakliye ile uğraşmadan ekipmanın balanssızlığı alınır,
- Balans işlemi kendi çalışma devrinde yapılır.
- Kaplin ve motor rotoru da bir ölçüde balans edilmiş olur. Oysa, tezgahta yapılan balans ayarında sadece fan rotoru balans edildiği için yerine takıldığında uyumsuzluk ve kalıcı balanssızlık olabilir.

GÜVENİLİRLİK ESASLI BAKIM
Birden fazla makine sağlığı hakkında bilgi verecek ölçüm ve analiz teknolojisi ile arıza kaynağı ve gelişimi doğrulanır. Periyodik koruyucu, durum kontrollü ve proaktif bakım yöntemlerinin bütünüdür. Tek çatı altında bir merkezden tüm gelişmeler izlenir. Acil iş emirleri aynı bünyede açılır. Bakım yönetim programları ile haberleşerek iş talepleri iletilir ve sonuçları izlenir. Ölçümler ile izlenebilecek arızalar durum kontrollü bakım bünyesinde, ölçümle izlenemeyecekler periyodik koruyucu bakım bünyesinde, takip edilir. Uygulanan bakımın kalitesi proaktif bakımla kontrol edilir.

1.1. ARIZİ BAKIM
Bu yöntem; çok sayıda yedekleri bulunan ve fazla pahalı olmayan makinelerle üretim yapan tesislerde ve atölyelerde uygulanmaktadır. Makinenin oluşan beklenmedik bir arıza nedeniyle durduğunda yedeği yoksa program dışı bir bakım gerekecektir. Makinelerin yedeğini bulundurma ise; hem sermaye hem de depolama yönünde büyük getirecektir. Bu bakım yönteminin bir başka dezavantajı ise, hasarın ne zaman meydana geleceği bilinmediğinden, gerçek bir üretim planı yapmanın mümkün olmayışıdır.

1.2. PERİYODİK KORUYUCU BAKIM

Bu bakım yöntemi genelde bugün endüstride en çok kullanılan bakım yöntemidir. Bu bakım yönteminde, bakım ekibinin deneyimi ve makinelerin geçmişteki performans ve çalışma şartları göz önünde bulundurularak, makinenin hangi zaman aralıklarında durdurularak bakıma alınacağı belirlenmiştir. Aynı şekilde, denetime dayalı olarak bakıma alınan makinede hangi parçaların değiştirileceği belirlenir ve bu parçalar stokta hazır bulundurulur.
Periyodik koruyucu bakımın dezavantajları :
1- Üretimin, planlanan periyotlarda yine umulmadık, beklenmeyen arızalardan dolayı durmaya mahkumdur. Bu ani ve plansız üretim durmaları hem bakım ekibini güç durumda bırakabilir, hem de üretim planını bozar.
2- Bakım ekibi, plan ve programı yapılmış ama gerçekte belki o anda gerekmeyen bakım için zaman kaybedecektir. Bundan dolayı da çok sayıda bakım personelini istihdam etmek gerekecektir.
3- Periyodik bakım sırasında, gerek istatistik ve gerekse tecrübelerle değişmesi planlanan parçalar, belki de ömürlerini tamamlamadan değiştirilmek zorunda kalacaktır. Ayrıca bir parçadan oluşan hasar, hesapta olmayan başka parçalarda da hasar yaratacağından bir çok parçanın stokta hazır bulundurulması gerekecektir. Bu da yedek parça maliyetini arttıracağı gibi stoklama problemi de getirir.
4- Planlı periyodik bakım sırasında, özellikle hassas makinelerin sökülüp tekrar monte edilmeleri, çalışma hassasiyetlerini ve ayarını bozabilir. Bu ayarsız süre içinde üretim hatalı ve düşük olacaktır. Periyodik bakımdan sonra, gerek ayar ve gerekse yeni parçalardaki sürtünme ve aşınmalar dolayısıyla makinenin ideal haline gelmesi için bir süre geçecektir. Yeni ayarlamalar ve ilk aşınmalardan sonra iyi çalışma şartlarına dönülecektir ama, bu arada üretim kalitesinde ve miktarında düşme olacaktır.

1.3. DURUM KONTROLLÜ BAKIM
Bu bakım yönteminde ana prensip, üretim sırasında yapılan ölçmelerde makinelerin performansını izleyerek ne zaman bakıma gerek olacağına karar vererek, kısa bir süre üretime ara vererek daha önceden belirlenen arızayı onarmaktır. Makinenin karakteri ve çalışma koşulları göz önünde bulundurularak yapılan program çerçevesinde, üretimi durdurmadan bazı parametrelerin kontrolü ve ölçümü yapılır. Bu ölçümler değerlendirilerek, makinenin çalışma şartları hakkında fikir oluşturulur ve varsa hasarın gelişmesi izlenir. Hatayı oluşturan sebep belirlenerek hata teşhisi yapılır. Ölçülen ve izlenen parametreye bağlı olarak hata belirleme işlemi değişik kriterlere dayanarak yapılır. Hata teşhis edildikten sonra, gerekli yedek parça temin edilerek, üretim durdurulur ve mümkün olan en kısa zaman süresinde bakım yapılıp, tekrar üretime devam edilir.

Durum Kontrollü Bakımın başlıca avantajları;
- Duruşlar arasındaki sürenin uzaması, üretimin artması, bakım masraflarının azalması,
- Beklenilmeyen zamanlarda ani arızaların olmaması,
- İkincil hasarların meydana gelmemesi,
- Hurdaya ayrılan malzemenin azalması,
- Yedek parça stoklarının azalması,
- Bakım süresinin kısalması,
- Ekipman ömrünün uzaması,
- İşletme emniyetinin artması,
- Gürültü seviyesinin düşmesi,

VİBRASYON İZLEME
DKB uygulanırken esas olarak vibrasyon ölçümü yöntemi kullanılmaktadır. İşletmenin ve operasyonun durumuna göre, yüzey sıcaklık ölçümü, akım ölçümü, ultrasonik kalınlık ölçümü, gürültü ölçümü, faz/devir ölçümü tek başına yada alınan titreşim ölçümünü desteklemek amacı ile kullanılmaktadır. Titreşim, mekanik bir soruna bağlı olarak gelişen bir enerjidir ve problemin kaynağı olmayıp yalnızca problemi gösterebilen bir ipucudur. Titreşim, hareketli ekipmanların çalışmaları sırasında ekipmanı oluşturan elemanların düzensiz hareketleri sonucu ortaya çıkmaktadır. Titreşime neden olan etken, kuvvettir. Titreşim sinyalleri, arıza gelişimine bağlı olarak değiştiklerinden dolayı, ölçümü arızalar karşısında erken uyarı özelliği taşımaktadır. Titreşim nedenleri; Döner ekipmanlarda balanssızlık, Ayarsız kaplin ve yataklar, Eğri şaftlar, Aşınmış veya hasarlı dişliler, Bozuk kayış veya zincirler, Bozuk yataklar, rulmanlı yataklar, Mekanik çözülme, Değişik farkla sıkılmış cıvatalar, Elektromanyetik kuvvetler, Aerodinamik kuvvetler, Hidrolik kuvvetler. Bu nedenlerden sadece biri ile karşılaşılabileceği gibi birkaç tanesi ile de karşılaşılabilir.

DKB SAFHALARI
- Belirleme
- Analiz
- Onarım

Belirleme
Amaç, arıza çıkmadan arızanın önüne geçmektir. Bunun için makine sağlığı konusunda bilgiler makinaların üzerinden toplanmalıdır. Belirlenen makinalardan yine belirtilen doğrultu ve birimlerde titreşim ve diğer ölçümler bir tur dahilinde yapılır. Manuel uygulamada el tipi vibrasyon dedektörü kullanılır. Yapılan ölçümler not alınır ve daha sonra çizelgelere işlenir. Bir artış olup olmadığı kontrol edilir. Ölçümlerdeki bir artış, o noktada bir arızanın oluşmakta olduğunu gösterir. Bilgisayar destekli uygulamada ise ölçümler cihaz hafızasında saklanır ve ölçüm turu sonunda bilgisayara aktarılır. Bilgisayar trend izleme grafiklerini kendisi çizer ve istenirse kritiğe giren noktaları çok kısa bir sürede çıktı olarak sunar.

Analiz
Makine sağlığı konusunda belirleme safhasında elde edilen kritik noktalar için analiz işlemi yapılır. Bunun için, FFT Spektrum analiz cihazları (Zaman tabanında alınan vibrasyon ölçümlerinin frekans spektrumlarına dönüştürülmesi) kullanılır. Kritik noktaya ait frekans-genlik grafikleri alınır ve genlikteki artışların başka bir ifadeyle arıza nedeninin kaynağı belirlenir. Manuel uygulamada bu iş için ayrı bir FFT analiz cihazı kullanılır. Bakım elemanı cihaz ile beraber sorunlu noktaya gider ve arıza kaynağını belirler. Bilgisayarlı uygulamada ise, ölçüm yapan cihazların aynı zamanda bu ölçümleri analiz etme özelliği olduğundan ek bir cihaz kullanılmaz. Cihaz ölçüm değerlerini hafızasına kaydederken aynı zamanda frekans spektrumlarını da hafızasına kaydetmekte ve bilgisayara bağlandığında bu grafikleri de bilgisayara aktarmaktadır. Dolayısı ile analiz işi arıza çıkaracak makinanın yanına gitmeden bilgisayar ekranından yapılabilmektedir.

Onarım
Analiz basamağında belirlenen arıza, işletme çalışma programına bağlı olarak değerlendirilir ve planlı onarım programı hazırlanır. Gerekli yedek parça ve onarım için kullanılacak takımlar önceden hazırlanır. İşin ustası programlı bir şekilde görevlendirilir. Teşhis olayı arıza çıkmadan önce gerçekleştirildiğinde zaman kaybedilmeden arızalı noktaya ulaşılır, hazırlanan parça değişimi ve bakım gerçekleştirilir.

DKB ORGANİZASYONU
- İşletmede, DKB dahilinde takip edilecek makinalar listelenir ve kritiklik derecesi verilir
- Makinaların işletme yerleşimine göre krokileri çizilir
- Her makinada ölçüm alınacak noktalar, ölçüm yöntemleri ve şekilleri belirlenir
- Her ölçüm için geçerli alarm ve arıza limitleri belirlenir
- Her makinanın basit bir çizimi yapılır, makine özellikleri belirlenir, kayıt tutulmuşsa o güne kadar makinanın çıkardığı arızalar gözden geçirilir ve gerekli notlar alınır
- Her makinanın temel ölçüm değerleri alınır
- Ölçümler arası zaman dilimi belirlenir
- Makinalar isimlendirilir ve kodlanır
- Ölçüm turları belirlenir
- Uygulamayı yapacak elemanlar eğitilir
Bu işlemin yapılmasından sonra sistem uygulamaya alınır.

DKB UYGULAMA BASAMAKLARI
- Bilgisayara ölçülecek ekipman bilgileri yüklenir
- Bilgisayardan tur ile ilgili bilgiler makine analizör belleğine bir kablo bağlantısı ile aktarılır
- Turdaki ilk noktadan başlanarak makinalar üzerinden ölçümler alınır
- Ölçümler cihaz belleğine alınır ve bu işlem tur üzerindeki bütün noktalarda tekrarlanır
- Toplanan veriler RS 232 kablo bağlantısı ile bilgisayara aktarılır
- DKB bilgisayar programı bu verileri değerlendirir, analiz eder ve raporlar üretir
- Değerlendirilen raporlar neticesinde gerekli bakım onarım yapılır

BİLGİSAYAR DESTEKLİ DKB UYGULAMASININ YARARLARI
- Duruşlar arası süre uzar
- Üretim artar
- Bakım masrafları düşer
- Beklenmeyen arızalar ortadan kalkar
- Güvenilirlik artar
- Üretim artar
- İkincil hasarlar ortadan kalkar
- Hurdaya ayrılan malzeme azalır
- Yedek parça stokları azalır
- Onarım süresi kısalır
- İş duruşları azalır
- Makine ömrü uzar
- Ürün kalitesi artar
- Gürültü seviyelerinde düşüş sağlanır
- Duruş öncesi bakım planlaması yapılmasına olanak sağlar

KOROZYON KONTROL
Statik olarak kabul edilen kolon, dram, reaktör, ısı değiştirici, fırın, buhar kazanları ve depolama tankları gibi basınçlı, basınçsız ekipmanların ve bunlara bağlı boru hatları gibi ekipman ve boru hatlarında; inspection yapılarak, durumları izlenir, yıpranma ve tahribatlar önceden teşhis edilir. Ölçümü yapılacak ekipman ve boru hatlarının sıcaklığına ve et kalınlığına göre uygun cihaz ve prob seçilir. Ultrasonik kalınlık kontrol cihazı; ekipman ve boru hatlarının malzemesinin ses hızına göre ayarlanır ve aynı malzemeden yapılmış test bloğunda kalibrasyonu yapılır. Ekipman ve boru hatlarında ölçüm işlemine başlamadan önce, kontrol bölgeleri temizlenir. Prob yüzeyine az miktarda pasta sürülür ve probu ölçüm yapılacak bölgeye fazla bastırılmadan temas etmek suretiyle ölçüm alınır.


STEAM TRAP’LER
Buhar sistemlerinde azami ısı iletimini sağlamak için, hatlarda buharla beraber bulunan kondens suyu, hava ve diğer gazların sistemden tahliye edilmesi gerekmektedir. Steam trap’ler hava, gaz ve kondens suyunu otomatik olarak tahliye eden fakat buharı tutan cihazlardır. Bu işlevi; sıcaklık ( termostatik), yoğunluk (mekanik), dinamik ve statik basınç (termodinamik) farkları prensipleri ile yerine getirirler. Steam trap’ler çalışma basıncı, karşı basınç, yoğuşan su miktarı, kullanılacağı proses türü ( ısıtma, ana buhar hattı vb.) dikkate alınarak seçilir. Steam trap’ler dizayn esnasında uygun seçilse dahi, işletme şartlarında, paslanma, kirlenme, kilitleme gibi sebeplerle zaman içerisinde görev yapamaz duruma gelebilir.
Buhar üretimi için harcanan enerji maliyetlerinin yükselmesi ve tüm fabrikaların bu konu üzerine dikkatlerini yoğunlaştırması üzerine 1970’li yıllardan sonra Steam Trap’ler üzerinde daha ayrıntılı olarak durulmuştur. Elektronik ve akustik teknolojisindeki son gelişmelerin kullanılması ile Steam Trap arızalarının tespiti için yeni metotlar geliştirilmiştir. Bu amaçla dizayn edilmiş özel cihaz ve programlar vardır.

TERMOGRAFİ
Termografi, kızılötesi kamerayla yüzeyde gözlenen sıcaklık değişikliklerinin izlenmesi yoluyla, yüzey altı kusurların bulunmasını sağlar. Termografi yöntemi ile parçanın hasarlı yüzeyinde oluşan sıcaklık farkları yardımıyla çatlakların yeri tespit edilir. Isı parçaya uygulanır, sonra film veya enfraruj kamera kullanılarak sıcaklık farkları adım adım ölçülür. Termografi yönteminin uygulanabilmesi için, test numunesinin termik bilgilerinin bilinmesi gerekir. Bir yüzeydeki ısıl farklılıklar veya zamanla yüzey ısısındaki değişimler ısı akımının yönüyle ilişkilidir ve kusurların tespitinde veya test parçasının ısıl özelliklerinin belirlenmesinde kullanılır. Bu kontrol genel olarak şu şekilde özetlenebilir: Malzeme içinde yüksek güçte bir aydınlatma ile oluşturulan ısı dalgaları yayılır. Bu ısı enerjisi yüzeyde geniş bir alana düzgün bir biçimde yayılır. Daha sonra malzeme içinde sıcaklık basamakları oluşturur. Buna termal dalgalar denilebilir. Malzeme içinde herhangi bir kusur var ise, ısı dalgaları bu bölgelere geldiğinde saçılır veya yansır. Saçılmanın derinliğine bağlı olarak bir zaman gecikmesi oluşur. Bu gecikme sonucu yüzeyde soğumalar meydana gelir. Yüzey sıcaklık dağılımı ile malzemenin iç yapısı belirlendiği gibi yerel soğumalar ile de hata derinliği tespit edilebilir. Bu sistemlerde malzemenin iç yapısının görüntüsü termal kameralar ile kaydedilerek veriler bilgisayar ile değerlendirilebilir. Ayrıca bu sistemlerde fotoğraf görüntüsü elde etmek de mümkündür.
Termografi ile;
- Makine sağlığının tahribatsız ölçümle izlenebilmesi,
- Mekanik sürtünme kaynaklarının belirlenmesi,
- Elektrik direnç noktalarının belirlenmesi,
- Isı kaçağı ve yalıtım sorunlarının belirlenmesi mümkündür.

Arızi duruşu engellemek amacıyla, normal üretim devam ederken çeşitli ekipman ve teçhizatın sıcaklık dağılımlarının izlenmesi konusunda Termal Kamera çekimleri yapılarak sıcaklık değişimleri incelenmek suretiyle muayene yapılabilmektedir. Bu kapsamda;
Motor ve yatak sıcaklıkları, Fırın, kolon, eşanjör gibi ekipmanlarda izolasyon durumu ile bağlantılı ısı kayıplarının izlenmesi, Buhar hatlarında ısı kayıpları, Boru hatlarında buhar kayıpları, Elektrik panoları, bara, trafo gibi teçhizatlarda bağlantı problemlerinin tespiti, Isınmış depolama tanklarında sıcak noktalar, pompa ve yataklarında aşırı ısınma ve döner ekipmanların kaplin ısı dağılımlarının incelenmesi gibi işlemler yapılabilmekte ve bu sayede; beklenmedik arızaların azaltılması, enerji tasarrufunun sağlanması ve daha da önemlisi fabrika güvenilirliğinin arttırılması mümkün olmaktadır.

YAĞ ANALİZİ
Bakış açısı ne olmalıdır?
Yağ makinaların kanıdır. Yağ bir kimyasal madde olmanın ötesinde, sıvı bir makine elemanıdır.
Makina arızalarının temel nedenleri ortadan kaldırılırsa, arıza bakımı bakım ekiplerinin ana sorunu olmaktan çıkacak ve ekipler de "bozulanı tamir etmek" yerine, esas işleri olan "arızayı önlemeye yönelik bakım" işlerine yönelebileceklerdir. Ancak, arızanın temel kaynaklarını ortadan kaldırmanın ilk fonksiyonu, bakım ekiplerinin görev yapısını değiştirmek değil, esas olarak bakım maliyetlerini düşürmek ve makina ve komponent ömrünü önemli ölçüde arttırmaktır. Bu amaçla, Önleyici Bakım olarak 1980'li yıllarda ileri atılan bakım teknolojisinin temelinde yağ bakımı yatmaktadır. Zira, yapılan çalışmalar, mekanik arızaların % 42'sinin kaynağının yağ kirliliği ve yağlamayla ilgili sorunlar olduğunu ortaya koymuştur. O nedenle, bilinçli yağ kullanımının ve yağ kalitesinin korunması çok önemli bir unsurdur. Günümüzde, yağ üreticisi firmalar, müşteri hizmetleri ve pazarlama taktiği olarak yağ kullanımı yüksek olan müşterilerinin yağ analizlerini yapmakta ve önemli bir katkı sağlamaktadırlar. Ancak, verilen raporlarda sunulan bilgilerin neyi ifade ettiğini bilmek, böyle bir rapora sahip olmaktan da önemlidir.

Tüm çalışmalardan elde edilen sonuçlar göstermiştir ki, özellikle yağ kalitesinin korunmasıyla büyük kazançlar sağlanmaktadır. Yağ kalitesinin iyileştirilmesinde en temel unsur bilgidir. Yağın durumu bilinmezse, bunda bir iyileştirme yapılması mümkün değildir. O nedenle, bu bilgiyi elde edebilmek için yağ analizi yapılması gerekir. Yağ analizlerini yeterli sıklıkta yapmak veya yaptırmak gerekir. Yağ analizlerinde en tercih edilen yöntem, analizi işletmede yapmaktır. Eğer sonuçlar bir problem olduğunu gösterirse, o zaman numuneleri daha detaylı olarak incelenmek üzere bir laboratuara göndermek gerekir (Uluslararası yağ analiz laboratuarlarında yapılan bir araştırmada, laboratuarlara gönderilen numunelerin % 80'i ile ilgili herhangi bir negatif yorum yapılmazken, ancak % 20'si ile ilgili işlem gerektiği bulunmuştur). Yağ analizleri ve yağ kalitesinin iyileştirilmesine ayrılacak emek, zaman ve para fazlasıyla geri dönecek bir yatırımdır. Yağ analizinin amacı, yağın kimyasal özelliklerini bulmak değil, Makine-Yağ ilişkisini ortaya koymak olmalıdır.

Yağ analizleri ne sıklıkta yapılmalıdır?
Birçok fabrikadaki makinalarda yağ analizleri yapılmaktadır. Ancak genel kanı, bu testlerin çoğu uygulamada pek bir anlam taşımayan ve spot kontrol görevi görmekten başka etkisi olmayan analizler olduğudur. Yağ analizi sıklığı konusundaki genel kanı, 60 günden daha uzun aralıklarla yapılan analizlerin sadece spot kontrol anlamı taşıdığı ve bir makinadaki gidişi göstermesi açısından pek anlamlı olmadığı yönündedir. O nedenle, önerilen, eğer makina imalâtçısının daha kısa bir süre için önerisi varsa onu geçerli olarak saymak, yoksa da en fazla 60 gün aralıkla analiz yaptırmaktır.

Yağ Analiz Raporu neyi kapsar?
Yağ analiz raporlarında esas olarak birkaç bilgi alanı vardır:
- Temel Referans Bilgileri
- Yağın Özellikleri
- Katkı Maddelerinin Durumu
- Aşınma Elementlerinin Miktarı
Temel Referans Bilgileri
Bu alanda, numune gönderenle ve numunenin alındığı makina ve kullanılan yağla ilgili bilgiler vardır. Makinanın adı, kodu, yağın cinsi, miktarı ve çalışma süresi bu bölgede verilir.
Yağın Özellikleri
Yağın temel fiziksel özelliklerinin bilinmesi, o yağın kullanımına devam edilip edilemeyeceğini tanımlayan parametrelerden biridir. Hidrolik ve dişli yağlarıyla ilgili en önemli unsurlar şunlardır:
- Viskozite
- Kirlilik sayımı
- TAN veya TBN değeri
- Su miktarı

Viskozite. Genellikle tanımlamada kinematik viskozite birimi olan cSt (centiStoke) kullanılır. Hidrolik ve dişli yağlarında viskozite açısından kullanım aralığı -%10 ilâ +%20'dir. Kalınlaşmış (viskozitesi artmış) yağda aşırı derecede kirlilik ve/veya reçineleşme olduğunu gösterir. İncelmiş (viskozitesi azalmış) yağın viskozitesinin düşüklüğünün nedeni, yakıt karışması, yanlışlıkla ince yağ karıştırılması veya yağın yorulmasından kaynaklanan moleküler zincirlerin kopması olabilir. Laboratuarlarda kinematik viskozite ölçümü ASTM (American Society for Testing and Materials - Amerikan Test ve Malzeme Derneği) yöntemlerinden ASTM D445 ile yapılır. Bu yöntemde yağ numunesinin belli derecede sıcaklıkta tutulan bir yağ banyosunda bulunan ince kapiler bir borudan yerçekimi etkisi altında akması sağlanır. Akma süresine bağlı olarak yağın kinematik viskozitesi cSt (mm2/sn) cinsinden bulunur. Yağ viskozitesi, daha pratik saha yöntemlerinde genellikle "düşen bilya" yöntemi kullanan el cihazları ile bulunabilir. Bu cihazlarda, özellikleri bilinen bir bilyanın iki nokta arasında düşme süresinden, yağın cSt cinsinden viskozitesi bulunur. Bu cihazlar, her ne kadar ASTM yöntemi olmasalar da, yağ üretimi ve araştırma/geliştirme ile ilgili değil de kullanımı ile ilgili durumlarda, ASTM cihazlarının ürettiği sonuçları üretmekte ve kullanıcı için büyük kolaylık sağlar.

Viskozite değerlendirmede genel kural:
Yağınız, kullanılmamış yağa oranla %10'dan daha fazla incelmiş ise, kesinlikle kullanılamaz. Eğer %20'den daha fazla kalınlaşmış ise, o zaman kalınlaşmanın nedenini bulmak gerekir. Kirlilik nedeniyle kalınlaşmış ise yağ filtre edilerek belki kurtarılabilir; ancak reçineleşme gibi kimyasal bozulma var ve TAN değeri kabul edilebilir sınırlar dışına çıkmış ise kullanılamaz.

Yağ Kirliliği
Ekipmanlarda kullanılan hidrolik ve dişli yağlarının kalitesini etkileyen en önemli unsur, partikül kirliliğidir. Zira partikül kirliliği, içerdiği elementlerle yağın kimyasını etkilediği gibi, tribolojik özelliği ile aşınmalara neden olmaktadır. Yağda partikül kirliliği olabileceği gibi, gaz kirliliği (örneğin, hidrolik yağlarında hava nedeniyle köpürme) ve sıvı kirliliği de yağın kalitesini bozan ve makina ömrünü negatif yönde etkileyen süreçlerdir. Yağda kirliliğin boyutları ve kirliliğin malzemesi de önemli faktörlerin başında gelir. Birbirine karşı hareket eden elemanlar arasındaki klerense yakın bir boyuttaki partiküller, en büyük tahribatı yaparlar. Örneğin; servo-valflerde bu klerens 3-5 mikron, rulmanlarda 5-10 mikron değerlerinde olduğu için, bu değerlere yakın büyüklükteki partiküller maksimum tahribata açar. Bu nedenle, bu tip makina elemanlarının bulunduğu makinalarda filtre seçiminde çok dikkatli olmak gerekir. Ancak yapılan araştırmalar göstermiştir ki, 10 mikron'dan daha büyük nominal gözenekli filtreler yağdaki kirliliğin ancak %10'unu tutabilmekte ve dolayısıyla önemli bir görev görmemektedir.
Yağ kirliliği değerlendirmede genel kural:Kirlilikle ilgili genel kural koymak zordur. Ancak, hidrolik yağlarında ISO4406 14/11 (NAS 6 veya 7), dişli yağlarında ise ISO4406 18/15 (NAS 9) limit değerleri kullanılır. Fakat, makina tipine göre bu limit değerler farklılık gösterebilir. Özellikle, servo-valflerde kullanılan hidrolik yağlarında 12/9 dahî arandığı durumlar vardır.
Yağ kirliliği tanımlama ve sayma yöntemleri:
Kirliliği ifade etmekte genellikle bir mililitre yağ numunesinde belli bir ortalama mikron büyüklükteki partiküllerin sayısı kullanılır. Kirlilik sayımında kullanılan ISO4406 standardı en son 1999 yılında güncellenmiştir. Bu standartta, R1/R2/R3'de kullanılan R "Ranj Sayısı" 1-30 arasındaki sayılarla değişir ve 1 mL yağ numunesinde bulunan partikül sayısı arasında ~2R şeklinde bir bağlantı vardır. Örneğin; R=4,1 mL yağda, 24=16, 216=65,536‡alınarak, yaklaşık rakam 64,000 bulunur. Buna bağlı olarak, ISO4406 tablosu oluşturulur. Bu tablo, genellikle sadece R=24'e kadar hazırlanır, zira bunun üzerinde kirliliği ölçebilecek bir cihaz olmadığı gibi, bundan daha kirli bir yağı ölçmenin de pek bir mantığı yoktur. ISO4406 standardı, >5 mm ve >15 mm partiküllerin 1 mL'deki miktarını ifade edecek şekilde yazılan iki rakamla, örneğin 19/14 olarak ifade edilirdi. Ancak, 1999'da çıkan standart yenilemesine göre, >2 mm, >5 mm ve >15 mm ifade eden üç R kodu ile tanımlanmaktadır, örneğin 21/19/14 gibi. Buna göre, bu yağın 1 mL'sinde 2 mm'lik partiküllerden 10,000 ilâ 20,000 adet, 5 mm partiküllerden'lik 2,500 ilâ 5,000 ve 15 mm'lik partiküllerden ise 80 ilâ 160 adet vardır.

Yağ kirliliğini ölçme yöntemleri
Süzme yöntemi:
Yağ kirliliğini ölçmekte kullanılan en basit yöntem, süzme yöntemi olarak bilinen ve yağın ince gözenekli bir kâğıt filtreden süzülerek filtre kâğıdının kirliliğe bağlı olarak renk değiştirmesi ve bu rengin kalibreli renk çetelesi ile karşılaştırılması ile yapılır. Ancak elbette ki, bu yöntem son derece afakî olup sadece yüzeysel bir fikir vermekte kullanılabilir. Ama sahadaki kullanıcı, bu yöntemi kullanarak bir değerlendirme yapabilir ve şayet kirlenmede artış görürse o zaman numuneyi bir yağ analiz laboratuarına göndererek daha üst düzey bir yöntemle kirliliğin sayılmasını ve bilimsel olarak tespit edilmesini isteyebilir.
Gravimetri yöntemi:
Yağ kirliliğini ölçmede kullanılan bir diğer yöntem de, gravimetrik yöntem olarak bilinir. Bunda, bir litre yağ, önceden ağırlığı 0,1 mg hassasiyetinde tartabilen bir terazide tartılmış bir filtre kâğıdından süzülen yağda kalan kirliliğin miktarının süzme sonrası ölçülerek tespit edilmesi ve kirliliğin mg/L cinsinden verilmesi şeklinde gerçekleştirilir. Bazı yağ firmaları, aslında hiç de bilimsel olmayan ve yağın kirliliği hakkında detaylı bilgi vermeyen bu yöntemi kullanmaktalar.

Filtre blokaj yöntemi:
Bu tip cihazlar, yağ numunesini 5 mikron veya 10 mikron gözenekleri olan bir metal filtreden geçirirler ve filtrenin tıkanma süresine bağlı olarak kirlilik partiküllerinin ebatlara göre sayımını yaparlar. Bu sayımda doğru değer, filtre gözenekleri hangi mikronda ise o seviyedeki okunan değerdir. Bu mikronajın dışındaki değerler, interpolasyon ve ekstrapolasyon yöntemi ile hesaplanarak bulunur. Bu yöntemle çalışan cihazların iki türlüsü vardır. Yöntemlerden birinde, yağ sabit bir basınç altında filtreden geçirilir; basınç sabit, hacim değişkendir. Diğer yöntemde ise, hacim sabittir, basınç değiştirilir.

Lazerli yansıma yöntemi:
Bu yöntemde ince bir kılcal borudan geçirilmekte olan yağ numunesi, kalibreli bir lazer ışınına tutulur. Işının parlayarak bir alıcıya dönmesi ile yağdaki partiküllerin adedi ve
büyüklükleri sayılır. Lazerli cihazlarda en önemli konuların başında, hassasiyeti ciddî ölçüde etkileyen yağın içindeki nem ve hava kabarcığı miktarıdır. Genellikle, içinde belli bir oranın üzerinde su bulunan numuneler, yağ analizinin hatalı çıkmasına neden olur. Bazı cihazlar bunu tanıyarak numuneyi geçersiz sayarlar. Hava kabarcıkları da bu cihazlarda sorun teşkil eder, zira sayım cihazları kabarcıkları da partikül kabul ederek sayım yapar. Bunun nedeni, hava kabarcıklarının da lazer ışınının kırılmasına yol açmasıdır. Ancak numune basınç altında ölçülerek kabarcıkların patlaması sağlanabilir. Bazı cihazlar bu yöntemle çalışır. Bu imkânı olmayan cihazlarda ise, numuneyi vakumda tutarak hafifçe sallamak gerekir.

TAN veya TBN Değeri

Madeni yağlar, depolanmaları ve kullanılmaları süreci boyunca dış etkilere maruzdur. Bu etkilerin yağdaki en önemli sonucu, karbon (C) ve hidrojen (H) atomlarından oluşan moleküllere oksijen (O) girişini sağlayarak, yağın aside (COOH) dönüşmesidir. Oluşan değişik asitler, madenî yağın çalıştığı yüzeylerde aşındırıcı ve korozif etki yaratırlar. O nedenle, yağ imalâtçıları yağda asitleşmeyi dengelemek için, yağın içine alkalen katkı maddeleri katarlar. Bunlar genellikle kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg), çinko (Zn) ve P (fosfor) bileşikleridir. Yağın oksitleşmesi, dolayısıyla asit oluşumu, yağın içindeki alkalen maddelerin düzeyini ölçerek değerlendirilebilir. TAN (Total Acid Number - Toplam Asit Sayısı) değeri, yağın bir mililitresindeki asidi nötralize edecek alkalen madde potasyum hidroksit (KOH) miktarının gram olarak ifadesidir. TAN değeri, hidrolik, dişli ve trafo yağlarında kullanılır. TAN ve TBN değerlendirmede genel kural TAN değeri kimi kullanıcıya göre +0,6 ilâ 1,0 arasında artmışsa, kullanılmayacak derecede oksitlenmiş olduğu kabul edilir. TBN değeri, rezerv alkaleni gösterdiği için kullanımda sürekli düşer. Eğer bir yağın TBN değeri orijinal değerinin yarısının altına düşmüşse, o yağ artık asitleşmeyi yeterince önleyemeyecek derecede alkalensiz kalmış demektir ve asitleşme riski altındadır.

Su Miktarı
Yağda su, en tehlikeli dış etkilerin başında gelir. Zira suyun içindeki oksijen, karbon ve hidrojen ile birleşerek asit yapabildiği gibi, suyun bu özelliği ile temas ettiği yüzeylerde korozyona neden olduğu bilinmektedir. Su analizinde "ppm" (parts per million - milyonda bir) birimi kullanılır. Bu da hacim olarak ifade edildiğinde %1=10.000 ppm anlamına gelir. Yağda su miktarı laboratuarlarda Karl Fischer denilen bir titrasyon cihazı ile ölçülür. Aynı şekilde, sahada kullanılan ve yağdaki suyun katılan kimyasallarla reaksiyona girerek hidrojen gazı üretmesi ve bu gazın basıncının ölçülmesi temeline dayalı pratik kitler de mevcuttur.

Katkı Maddelerinin Durumu
- Ca (Kalsiyum)
- Mg ( Magnezyum)
- Zn (Çinko)
- P (Fosfor)
Yukarıdaki maddeler yağda asiditeyi önlemeye yöneliktir. Bir çok üretici bu değeri ölçerek üretimin kalitesini de denetler. Kullanılmamış yağda, ürüne bağlı olmakla beraber, ortalama değerler şöyle verilebilir:
Ca : % 0,321 ilâ 0,392 arası
Mg : maksimum % 0,005
Zn : % 0,104 ilâ 0,127 arası
P : tipik % 0,105
Kullanılmış yağda ise bu değerler düşer. Ürüne bağlı olarak bu değerler birbirleriyle ilintilidir. Yağ üreticileri bu değerlerin birbirleriyle olan ilişkisine bakarak gönderilen numunenin kendi üretimleri olup olmadığını anlarlar.

Yataklarda Yağ Analizi
Yatak ömrü hakkında, kullanım süresi içerisinde yapılacak kontroller ile bilgi sahibi olunabileceği gibi, yatak ömrünün uzatılması için de çeşitli tedbirler alınabilir. Yatakların kullanım sürecinde çeşitli aşamalar söz konusudur. Bu aşamalar ile bu aşamalarda yapılabilecek ölçümler belirtilmiştir.

Yağ analizinin yapılması:
- Makina arızalarının esas nedenini yok eder,
- Makina ve hidrolik eleman ömrünü uzatır,
- Arızi duruşları azaltır,
- Yağ tasarrufu sağlar,

Yağın cinsine göre yağ analizleri aşağıdaki gibi verilebilir:

Hidrolik Yağlar: ISO4406 Kirlilik Sayımı (ISO, NAS), Su (ppm), TAN (mgKOH/g), Viskozite (cSt40C, cSt100C), Mikroskobik Ferrografi

Dişli Kutusu Yağları: ISO4406 Kirlilik Sayımı (ISO ve NAS), Su (ppm), TAN (mgKOH/g), Viskozite (cSt40C, cSt100C), Aşınma Parçacığı yüzdesi, Mikroskobik Ferrografi görüntüsü ve analizi

Dizel Motor Yağları: ISO4406 Kirlilik Sayımı (ISO ve NAS), Su (ppm), TBN (mgKOH/g), Viskozite (cSt40C, cSt100C), Ergimezler Yüzdesi, Aşınma Parçacığı Yüzdesi, Mikroskobik Ferrografi görüntüsü ve analizi, Tuzluluk (sadece gemiler için)

Trafo Yağları: ISO4406 Kirlilik Sayımı (ISO ve NAS), Su (ppm), TAN (mgKOH/g), Viskozite (cSt40C, cSt100C), Mikroskobik ferrografi, Delinme Voltajı testi, Komple Gaz Ölçüm ve Muhtemel Yağ ve Trafo Arıza Analizleri (H2, O2, C2H2, C2H4, C2H6, CH4 miktar ve oranları)

MOTOR İZLEME
Rotor çubuk kırıkları, ürün kaybına ve ikincil hasarlara sebep olan katastropik motor hasarı meydana getirir. Rotor çubuk kırıkları motor verimini azaltırken, rotorun eğilmesi sebebiyle rotorda ısınma ve vibrasyonlar meydana gelir. Rotor çubukları kırık olan motorlar sık sık yanlış teşhis edilirler ve bu da çok sayıda ve gereksiz bakımların yapılmasına sebep olur. Örneğin, gerçekte problem; kırık rotor çubukları iken, bir motorun demonte edilip atölyeye balans için gönderilmesi pek alışılmış ve uygun bir durum değildir. Rotorun gözle kontrolünde bu çatlak ve kırıklar görülmeyecek ve diğer rotor çubukları da eğer problem doğru teşhis edilmez ve onarımı yapılmaz ise, eninde sonunda hasara uğrayacaktır.

ULTRASONİK TEST
Ultrason teknolojisi insanın algılayabileceği 20 kHz in üzerindeki ses dalgaları ile ilgilenir. Ultrason yüksek frekanslı olduğu için kısa dalga sinyalidir. Pratikte, bütün sürtünme formlarında ultrasonik bileşenler vardır. Bir örnek verirsek; başparmak işaret parmağına sürtülürse, ultrasonik alanda bir sinyal üretilecektir. Her ne kadar bu sürtünmede duyulabilir sesler sönük bir şekilde işitilse de, ultrasonik cihaz ile son derece yüksek bir ses algılanacaktır.
Ultrasonik cihazın özelliği, ultrasonik sinyali duyulabilir bir aralığa getirmesi ve daha sonra da onu büyütmesidir. Bu cihazın kullanımı ile örneğin bir makine yatağında insan kulağı ile duyulamayan sesler dinlenebilir. Bu seslerin dinlenmesi ile yatakta başlayan bir sorun tespit edilebilir.

Sızıntı Kontrolünde
Tanklar, borular, tüpler ve gövdeler basınçlandırılarak, vakum sistemleri, türbin egzozları, vakum odaları, kondenserler, oksijen sistemleri, sızıntı türbülansı dinlenerek sızıntı testi yapılabilir.

Elektrik Boşalmalarının Kontrolünde
Yalıtım malzemeleri, kablo, röleler, devre kesicileri test edilebilir.

Yatak Aşınmasının Kontrolünde
Yeni başlamış yatak hasarları kontrol edilebilir.

Genel Mekanik Problemlerin Giderilmesinde
Çalışan ekipman parçalarının aşınma, kırılma veya eksen kaçıklığı sebebiyle hasarlanmaya başladığı zaman, ultrasonik sapmalar oluşur. Ses örnek değişimlerinin bir araya getirilmesi zaman kazandırır ve eğer yeteri kadar kontrol edilebilirlerse problemleri teşhis etmede yardımcı olur.

Hasarlı Steam Traplerin Kontrolünde
Steam Trapler de ultrasonik ölçüm ile test edilebilir.

Hasarlı Valflerin Kontrolünde
Ultrasonik cihaza steteskop takılarak, valfler kolayca kontrol edilebilir. Boruda bir sıvı veya gaz akışı olduğu zaman, dirsek ve bentler hariç, çok az yada hiç türbülans yoktur. Valfin sızdırması durumunda, kaçan sıvı yada gaz yüksek basınçlı ortamdan düşük basınçlı ortama kenarlarda türbülans oluşturarak hareket edecektir. Bu ise gürültüyü üretir. Bu gürültünün ultrasonik bileşeni duyulabilir bileşenden çok daha güçlüdür. Eğer bir valf içerden sızdırıyorsa, orifiste üretilen ultrasonik sesler cihaz ile işitilecektir. Sızdıran valf yatağının sesleri sıvı yada gaz yoğunluğuna bağlı değişecektir. Bazı örneklerde, gerçek bir çatlama sesi, bazılarında ise hızlı bir çarpma sesi işitilecektir.

ULTRASONİK ÖLÇÜM

Enerji kayıpları içinde en önemli kısım hangisidir ?
Bir fabrikanın en kıymetli endüstriyel atık maddesi basınçlı hava kaçaklarıdır. Hava kaçakları görülmez, kokusuz ve sessiz oldukları için fabrika çalışırken kolayca tespit edilemez. Uygun teknoloji olmadan hava kaçaklarını tespit etmek ise örneğin fabrika çalışmadığı zamanlarda kulakla dinlemek veya sabun köpüğüyle aramak hem yetersiz kalmakta hem de zaman ve işçilik kaybına neden olmaktadır. Eski ve ilkel bu yöntemler günümüzde kullanımı yaygınlaşan ölçüme dayalı modern bakım yöntemleriyle büyük tezat oluşturur.
Hava kaçaklarının işletmeye maliyeti nedir?
Hava kaçakları ciddi kayıplar verir. Sadece bir adet 0.8 mm çapındaki delikten kaçan havanın yıllık enerji maliyeti ortalama 100 $ dır.Yapılan araştırmalar göstermiştir ki hava kaçaklarını kontrol etmeyen işletmelerde yıllık kaçak maliyetinin toplam hava maliyeti içindeki ortalama oranı %30 dur. Bu durumda toplam kompresör gücü 500 kw olan ve iki vardiya çalışan bir işletmede dahi yıllık kayıp 100,000 $ civarında olabilmektedir. Makine parkı büyümediği halde hava ihtiyacı artan bir çok işletmenin satın aldığı ilave kompresörler maalesef sadece hava kaçakları içiN çalışmaktadır!!!
Ne yapmalı?
Hava kaçakları iki tip ses yayını yapar. Duyulabilir ve ultrasonik. Duyulabilir kısım fabrika ortamındaki diğer gürültülere karıştığından ayırt edilmesi ve tespiti son derece zordur. Ancak ultrasonik kısım, insan kulağının duymadığı frekans bölgesinde (20kHz ten daha yüksek) olduğundan fabrika gürültüsüne karışmaz. Dolayısıyla ultrasonik yayınlara duyarlı bir dedektör hava kaçaklarını kolaylıkla tespit edebilir.
Nasıl bir cihaz kullanılmalı?
Fabrikalar genellikle gürültülü ortamlardır. Minimal hava kaçaklarının dahi üretim esnasında tespit edilebilmesi için yüksek dijital filtreleme teknolojisini kullanan cihazlar tercih edilmelidir. İkinci dikkat edilmesi gereken nokta ise yüksekten geçen hatlardaki hava kaçaklarını uzaktan yakalamak için bir parabolik (çanak) sensör ile kullanılabilmeli ve parabolik sensörün lazer pointer özelliği olması gerekir. Aksi takdirde hem nereyi taradığımızı bilemeyiz hem de kaçağın tam olarak hangi noktada olduğunu tespit etmek zorlaşır. Ayrıca dedektörün ekranda ultrasonik seviyeyi gösterme özelliği olmalı ki o noktadaki kaçak miktarının hem debi hem de parasal olarak miktarı hesaplanabilsin.
Ultrasonik cihazın yetenekleri bu kadar mı?
Hayır. Ultrasonik cihazlar tiplerine veya opsiyonel sensörlerine göre işletmeye büyük faydalar sağlayacak bir çok noktada kullanılabilir. Buhar kaybına neden olan bozuk kondenstopların yakalanması, borularda gaz kaçaklarının tespit edilmesi, vana ve pistonlarda iç kaçakların yakalanması, yağsız çalışan rulmanların tespiti ve kontrollü yağlama yapılması, panolarda elektrik arklarının tespiti, kapak yada kapı contalarında sızdırma noktalarının tespiti, ortam gürültüsünün ölçümü, sıcaklık, devir ölçüm vb...
Ultrasonik cihazın kendini amorti etme süresi nedir?
Cihaz, orta ölçekli bir işletmede sadece hava kaçaklarının tespiti için kullanılsa dahi 3 aydan daha kısa sürede kendini amorti eder.

3 Fazlı Motorların Montaj ve Bakımı

İNCELEME VE DEPOLAMA
Teslimat fişi verildikten sonra 3 gün içerisinde sigorta sertifikası içinde adı geçen şirketin temsilcisi gönderi hattındaki veya diğer taşıma operatöründen kaynaklanan hasar veya kayıplar bildirilmelidir. Teslimat fişinin kopyası tedarikçi firmaya verilmelidir. Motoru kızakların üzerine sabitleyen cıvatalar her zaman raylar ile beraber olmalıdır (tedarikçi firma vermiş ise). Ankraj cıvataları motorla birlikte verilmemektedir. Eğer hemen kullanılmayacak ise, motor serin, kuru, ve titreşimsiz bir ortamda muhafaza edilmelidir ve motor servise konmadan önce rüzgar izolasyonu test edilmelidir.
Test sırasında okunan değer bir megohm ‘un altında ise, motoru yalıtım değeri artana kadar birkaç saatliğine serin, kuru bir yere taşımalıdır.

KALDIRMA
Motorun üzerinde gözlü cıvatanın bulunduğu yerlerde, gözlü cıvata kaldırma için kullanılmadan önce flanşın yüzüne karşı vidalanmalıdır. Motorun gözlü cıvatası sadece motorun kaldırılması için kullanılmalıdır. Eğer motor, frekans değiştirici setinin bir parçası ise kaldırma her bir gözlü cıvatayı dikey olarak çekecek şekildedir.

TAHLİYE TAPASI
Deniz taşımacılığı sırasında ekipman üzerindeki hiçbir tahliye tapası çıkarılmamalıdır.

VOLTAJ
Çalışma voltajının %95 ile %105 arasındaki herhangi bir voltajda motor hasarsız olarak çalışacaktır (İngiltere’de elektrik şebekesinde farklılık olduğundan bir güç kaynağı ile bu aralık %94 ile %106 yapılacaktır). Küçük aralıktaki voltaj değişimlerinde çalışan motorlar için oranlama ve belirtilen performans ortalama değerdedir.

UYARI
Motor mili üzerindeki makaralar ve kaplin konulduğunda, milin diğer ucu yatakların hasar görmemesi için desteklenmelidir.

MONTAJ TALİMATLARI
Bu ekipmanın doğru olarak montajı yapılmalıdır. Geçerli yerel talimatlara göre topraklanmalı ve muhafaza edilmelidir.

KABLO ÇEKİLMESİ (KABLOLAMA)
Kullanılan kablolar motorun tam yük akımını (aşırı ısınma olmaksızın veya başlangıçta voltajda düşüşü olmaksızın) taşıyacak kapasitede olmalıdır (bakınız. Motorun plakası). Terminal vidalar sıkılmalıdır. Slipring motorlar kafes motorlarına benzer şekilde kablolanmalıdır. Burada kayma bilezikleri ile fırçanın temasta olmamasına dikkat edilmelidir. Motorun dirençleri START pozisyonunda bağlanmalıdır.

MOTORUN BAĞLANTI DİYAGRAMI
Terminal kutusundaki diyagrama bakılmalıdır.

YAĞLAMA
Gres gözü ve tahliye tapası ile donatılmış motorlar çevresel ve yük koşullarına göre belirlenen aralıklarda yeniden yağlanmalıdır. Yağlama, motor dururken aşağıdaki prosedüre göre yapılmalıdır.
Gres gözü ve motorun gres gözü çevresi etrafı süpürülerek temizlenmeli,
Tahliye tapası çıkarılmalı,
Küçük miktarlarda gres eklenmeli, çerçevenin boyutlarına göre 4 veya 10 damla olmalı,
Motorun fazla gresi dışarı atabilmesi için tahliye tapası yerine takılmadan önce 10 dakika daha motor çalıştırılmalıdır,
Bilyalı ve masuralı rulmanlar için standart gres olarak Shell Alvania R.A. kullanılmalıdır. Fakat diğer lityum esaslı benzer içerikli gresler de kullanılabilir. Yeniden yağlama aralıkları için aşağıdaki grafik kullanılabilir. Fakat belli daha ufak motorlarda yağlayıcıların kullanılması zorunludur ve yataklar ömürlerinin artması için fabrika çıkışında paketlenmiştir.

Not : Bu değerler yatay olarak kullanılan motorlara uygulanmalıdır. Düşey olan motorlara uygulanmadan önce değer 0,8 ile çarpılmalıdır. Ayrıca 700 C’nin üzerinde her 150 C için yatak yağı yarı değerde olacak şekilde yeniden yağ konulmalıdır .

Yerinde Balans

Yerinde Balans Nedir ?
Bir cismin kütle dağılışının, bu cismin kendi ekseni etrafında, serbest merkez kaç kuvvetlerinin meydana gelmeksizin dönebilecek şekilde düzeltilmesine dengeleme denir. Fiziksel olarak malzeme alışverişine olanak tanıyan ortamlarda makineler sökülmeden yerinde balanslanabilir. Bunun getirisi, işletmedeki duruş zamanını kısaltarak, daha az işgücü ve daha az parça değişimi ile tasarruf sağlanmasıdır.

Dengesizlik problemi bulunan bir fan, normal koşullarda yerinden sökülerek balansa gönderilir. Bunun için gerekirse işletme durur. Fan, uzun uğraşlar ile kimi zaman oldukça zahmetli olarak yerinden sökülür, varsa yerine yedeği takılır, yoksa mümkün olan en yakın balanssızlık tezgahında dengesizlik probleminin giderilmesi beklenir. Bu arada, balans tezgahına konan fanın rulmanları ve hatta şaftı sökülür ve tezgah koşullarında sadece FAN dengelenir.

Taşıma yöntemi de dengesizlikte aktif rol üstlenir. Herhangi bir sebeple, taşındığı araç üzerinde teraziye alınmayan fan, sarsıntıdan dolayı, tezgahta ne kadar iyi dengelense de, yerine takıldığında tekrar balanssızlık gösterebilecektir. Çoğunlukla balansı alınan parça, yeni rulmanlar ve çeşitli yeni parçalar ile yerine monte edilir. İşletme körlüğünden kaynaklanan Kasnakta – Kaplinde olası balanssızlık kaynakları göz ardı edilerek fan devreye alınır.

Yerinde Balans, yeni üretilen bir parçanın balansının alınması için bir çözüm değildir. Tezgahta balansı alınan bir parçanın yerine diğer parçalar takıldıktan sonra, kalan balanssızlığı alma, zamanla olacak aşınmalardan kaynaklanan dengesizliği çözmeye yönelik bir tekniktir.

Arıza Kaynağının Belirlenmesi
Makinalar çalışırken belirli titreşimler üretir. Arıza nedeni ile normal olan titreşim seviyesinin yükselmesi, makine ömrünü kısaltacaktır. Bu durumda yapılacak işlem, titreşimin hangi sebepten dolayı artmaya başladığının analiz edilmesidir.Yapılan incelemede, arıza nedeninin balanssızlık olduğu tespit edilirse, dönen aksamda dengesizliğe sebep verecek koşullar incelenir.

Balanssızlık
Dengesizlik, dönel elemanın öngörülen merkez dışında dönmesinden oluşur. Geometrik merkez ile ağırlık merkezinin bir olmaması bu sonucu verir. Bu farklılık, şaftın dönme devri frekansında yüksek titreşime neden olur. Bu titreşimin genlik değeri, titreşim arttıkça yükselecektir.

Kritik hızda çalışan bir makine, dengesizlik varmış gibi işaretler verebilir. Bu nedenle yerinde balans işlemi öncesi BODE (Genlik/RPM, Faz açısı/RPM) grafikleri alınarak durum kontrol edilmelidir. Aksi takdirde, ön şartlanma ile yapılacak balans işlemlerinden olumlu sonuç alınamayacaktır.

Balanssızlık nedenleri
Ø Kanatlara düzensiz bir şekilde malzeme sarmış olabilir,
Ø Parçanın şaft takılacak merkez işlemesinde, geometrisinde bir hata olabilir,
Ø Dökümde, görünmeyen noktalarda boşluk kalmış olabilir,
Ø Kama ve kama yolu uyumsuz olabilir,
Ø Çevresel takılı cıvata, pul pabuç gibi nesnelerde ağırlık farklılıkları olabilir,
Ø Isı değişimlerinden malzeme şekil değiştiriyor olabilir,
Ø Makine montajından gelen bir problem olabilir,
Ø Aşınmalar olmuştur,
Ø Su buharı yoğunlaşmıştır,
Ø Gözle görünmeyen noktalarda koruma plakaları delinmiş olabilir,
Ø Bakımda, balansı bozabilecek yeni parçalar dönen sisteme monte edilmiş olabilir,
Ø Kaynak dolgu işlemi yapılmıştır.

Her titreşim artışında, gözü kapalı olarak direkt balans işine yönelmek hatalıdır. Problemin sebebi başka bir fiziksel olay olabilir. Önce analiz işi yapılmalıdır. Sorunun dengesizlik olduğu sonucuna varıldıktan sonra yerinde balans işlemine girilmelidir.

Yerinde Balansın Getirisi
Ø Dönen nesne kendi koşullarında dengelenir,
Ø Duruş zamanından, işçilikten, malzemeden tasarruf edilir,
Ø Yedek parça problemlerini azaltır,
Ø Söküp takma işlemi süresince karşılaşılan diğer sorunları ortadan kaldırır,
Ø Hassasiyeti balans tezgahından daha yüksektir. Çünkü yalnızca rotor değil, aynı rotora bağlanmış tüm parçaların oluşturduğu bütünün balansı alınır.

TİTREŞİM ANALİZİ İLE BALANSSIZLIK TEŞHİSİ
Balanssızlık; Spektrum grafiğinde; 1x RPM frekansında sabit değişmeyen ve kökünde şişme olmayan tepecik olarak görünür. Dalga formu grafiğinde; 1x RPM periyodunda sinüs deseni olarak görünür.

Direkt Balanssızlık problemi olabilmesi için; Radyal ölçümlerde, yatay ve dikey ölçümler arası genlik farkı %75’ten fazla olmamalıdır. (Örneğin ; Dikey genlik, 10 iken, yatay genlik 2.5 gibi). Eğer böyle bir fark oluşursa, sistem rezonansa gider ve direkt balanssızlık problemi olmaktan çıkar. Eğer direkt balanssızlık problemi olduğu düşünülüyorsa, Radyal olarak sadece yataydan tek bir ölçüm alınması ve bu şekilde balans yapılması mümkün olabilir.
Balanssızlığın giderilmesinde, %10’luk devir değişimine izin verilir. Örneğin; n = 1000 d/dak. ise, değişim 900 d/dak. gibi. Gerçekte ise, izin verilen ve ölçülebilen devir farkı ± 20 d/dak.’dır. Yani 1000 d/dak. için ölçülen devir 980 d/dak. olmaktadır.
Balanssızlığın giderilmesi 2 şekilde olabilmektedir.
1- Tek düzlemde dengeleme
2- 2- Çift düzlemde dengeleme
Balanssızlık giderme işleminde önce kaç düzlemde (kesitte) dengeleme yapılacağına karar verilir. Daha sonra kaç yataktan (rulmandan) ölçüm alınacak ona karar verilir. Daha sonra kaç noktadan ölçüm alınacak ona karar verilir.

Aşağıda balanssızlığı giderilecek sisteme bakıldığında;
- 2 düzlemde dengeleme için gerekli ölçüm düzlemleri
- 2 yataktan ölçüm alındığında gerekli yataklar
- 4 noktadan ölçüm alındığında gerekli noktalar gösterilmiştir. Burada ayrıca ölçüm noktalarına temas edilirse, 1. ve 2. ölçüm noktaları kaplin veya kayış tarafı (iç yatak) olan yataktan alınan ölçümleri, 3. ve 4. ölçüm noktaları ise, dış yataktan alınan ölçümleri göstermektedir. Yatay ölçümler için kare, dikey ölçümler için daire işareti kullanılmaktadır.
Açılara bölünme isteniyorsa, bu fan kanatlarına göre 4, 6 veya 8 açıya göre yapılabilir yada istenilen açı kadar bölünebilir. Burada dikkat edilmesi gereken; ağırlıkların fanın çevresine (kanat uçlarına) konulmasıdır. Bunun sebebi; ağırlığın konduğu mesafe merkezden ne kadar uzaksa gereken ağırlık o kadar az olur.

Balanssızlığın Vektör Kolu Grafiği İle İncelenmesi

Yatay ve dikey ölçümlerde, 1 x RPM frekansındaki kuvvet kolunun faz açısı ölçülerek balanssızlığa karar verilir. Yatay ve dikey ölçümlerde, 1 x RPM frekansındaki kuvvet kolunun (tepeciklerin) faz açısı 0 yada 1800 civarında ise 1 x RPM frekansındaki tepeciğin nedeni Rezonanstır. Eğer yine, Yatay ve dikey ölçümlerde, 1 x RPM frekansındaki kuvvet kolunun faz açıları 90 ± 300 farklı ise, 1 x RPM frekansındaki tepeciğin nedeni Balanssızlık olacaktır. 900 fark, yatay ve dikey ölçüm arasındaki farktır. Deneme ağırlığı kuvvet kolunu en az 300 oynatabilmeli.
Alınan faz açısı ölçümleri, balanssızlık tipinin belirlenmesini sağlar. 2 tip balanssızlık vardır.
1- Statik balanssızlık = Rotor dönüş ekseninin, ağırlık merkezi eksenine paralel olma halidir. Bu durumda, rotorun her iki yatağında titreşim ve faz açısı değerleri birbirine yakın olacaktır.
2- Dinamik balanssızlık = Rotor dönüş ekseninin ağırlık merkezi ekseni ile kesişmemesi halidir. Gerek titreşim değerleri ve gerekse faz açıları arasında bir benzerlik yoktur.

Eğer yataklar arası yatay ve dikey ölçümler arasındaki fark ± 300 olursa, statik balanssızlık, bu fark daha fazla ise dinamik balanssızlıktır. Yine yukarıdaki bilgileri tekrarlamak gerekirse, bir yatak için yatay ve dikey ölçümler arasındaki fark 90 ± 300 olmalı ki, balanssızlık problemi olabilsin. Aşağıdaki grafik dinamik balanssızlığı ifade etmektedir. Dinamik balanssızlık halinde, çift düzlemde dengeleme yapılacaktır.
Reflektör bandı yapıştırılırken,

DURAN : SAAT 1200 YANİ 00

DÖNEN : 00 YADA 1 NO’LU KANAT olmasına dikkat edilir.
Takometre yeri, fan dönüş yönü tersi 900 dir. 1. fan kanatı reflektör bandının yapıştırıldığı yerdir. Diğer kanatlar sırasıyla gösterilmiştir. Bunları vermemizin sebebi, balans ağırlıklarının eklenmesinde fan kanat yerlerinin bilinmesi gerekir.



Döner Ekipmanların Duruş Sürelerinin Azaltılması

ABD, Teksas, Arthur limanında kurulu Valero rafinerisinde 2000 yılında başlatılan döner ekipmanlara uygun yağlamayı temin eden bir program sayesinde ekipman hasarları önemli ölçüde azalmıştır. Bu hasarlar, uygun olmayan yağlama / zayıf yağlama sistemi / kirli yağ sebebiyle oluşmaktadır. Döner ekipmanlardaki bu hasarlar, 2001-2004 yılları arasına bakıldığında, son 4 yılda yaklaşık 3’te 1 oranında azalmıştır. Şu anda çok daha uzun aralıklarda ekipman duruşu meydana gelmekte ve bakım maliyetleri daha düşük olmaktadır. Rafineri, 2002’den beri, 6 milyon $’ın üzerinde bir tasarruf elde etmiştir.
Santrifüj pompa hasarları, 2001-2004 yılları arasına bakıldığında, son 4 yılda sayısal olarak 541 den 277 ye düşmüş, hemen hemen %50’lik bir azalma ile büyük bir ekonomik fayda sağlamıştır. 2001 yılında santrifüj pompa bakım maliyetleri 3.3 milyon $ ve bakım başına ortalama maliyet ise 6500 $’dır. 2004 yılına kadar santrifüj pompa bakım maliyetleri toplamda yaklaşık 1 milyon $ azalmıştır. Diğer döner ekipman tiplerinde de bu tarz karşılaştırılabilir tasarruflar elde edilmiştir. Bu döner ekipmanlar ise fanlar, santrifüj kompresörler, pistonlu kompresörler, pistonlu blowerlar, dişli pompalar ve elektrik motorlarıdır.
Valero rafinerisinin mevcut kapasitesi 270 000 bpd olup, 2006 yılı ortalarında devreye giren 3 yeni birim sayesinde rafinerinin yeni kapasitesi 320 000 bpd olmuştur. Kapasite artırımına paralel olarak yağlama programı da büyümeye devam etmiştir. Örneğin buhar türbinleri için, 2004 yılına kadar olan hasarlarda %45 düzeyinde bir azalma sağlanmıştır. Türbin hasar başına ortalama 8700 $’lık bir bakım maliyeti ile, bu yağlama programı şirkete sadece o yılda (2004), yaklaşık 1 milyon $ tasarruf sağlamıştır.
İşletme Avantajları. Yağlama yönetim programı uygulanmaya başladığından beri tasarruflar 2004 yılı sonuna kadar, 6 milyon $ civarında ekonomik bir kazanç sağlamıştır. Bunun yanında işletme avantajları da olmuştur. Ekipman performansı iyileştiği için, duruş süresi azalmıştır. Bu da rafineride ekipmanın daha fazla kullanılabilir olması ve daha fazla verimlilik sağlaması demektir.
Ancak endüstriyel bakımda hatalar olduğu kabul edilerek yeni bulgular ortaya konulabilir. Mesela reaktif bakım (arıza olduğu zaman bakım) ve planlı bakım, maliyetlerinin yüksek olmasının yanında işin tamamen bitirilmesini sağlamaz. Çünkü günümüzde rafine ürünler için isteğin artmış olmasından dolayı ekipmanların kullanılabilirliğinin ve proaktif ve hatta stratejik etkinlikler süresince üretim zamanının fazla olması zorunlu hale gelmiştir (Şekil-3). Şekil-3 ‘te görülen tablo, biyolojide Nobel ödülü alan Illya Prigogene ‘nin organizasyonel sistemlerdeki beslenme piramidine dayanan çalışmasına yer veren Winston Ledet ‘ten alınmıştır. Prigogene‘nin ortaya attığı kavrama göre, nesneleri yerinde tutan ve “beyaz boşlukta” var oluşlarının uzamasını engelleyen birkaç tane kararlı alan vardır. Daha düşük performanslı alandan daha yüksek performanslı olana geçiş için organizasyon mutlaka evrim geçirmelidir.
Bu evrimin doğasının ve besin değişiminde gerekli olan etkinlikler yönetiminin anlaşılması, sürekli iyileşme stratejisi için temel sağlayan bir zincir oluşturmaktadır. Endüstri bunu birleşik bakım liderliği takımının bir parçası olarak uyguladığında, öğrenme ve BP Kimyasallarındaki TQM yaklaşımının başarısı ve DuPont‘tan öğrenilen etkin bilim ve düşünme sistemi elemanları üzerine inşa etmenin yollarını aramıştır.

Proaktif Domain. Benchmarking çalışmaları, Port Arthur rafinerisinin “reaktif domain” alanında olduğunu tespit etmiştir. Rafineri şu anda sadece “planlı domain” alanına sıçramayı bir amaç edinmiştir. İleride bir sonraki hedef ise, “proaktif domain” alanına geçmektir. Planlı Bakım fikri kulağa hoş geldiği için yıllardır endüstride geniş kapsamlı uygulanmaktadır, fakat düşük öncelikli ekipmanlara gereksiz bakımlar uygulandığında, gereksiz bakım maliyetleri ortaya çıkmaktadır.
Proaktif Bakım fikri ise, hasarları önlemek için gelecekteki olayları yeteri derecede erken tahmin etme ve hasar oluşumundan önce ekipmanı durdurma disiplinine sahip olması sebebiyle öne çıkar. Bu bakımda birden fazla kusur aynı anda ortadan kaldırılmaktadır ve ekipmanı onarmaktan daha çok, ekipmanı daha iyi iyileştirme stratejisi vardır.
Olağan üstü ekipman güvenilirliği için “Best-in-class” operasyonlar uygulanmaktadır. Valero rafinerisinin kullandığı yağlama yönetimi programı, bu konudaki vizyonu desteklemektedir. Bunun yanında, ilave kestirimci bakım teknolojileri kullanılmaktadır. Örneğin, Emerson Process Management vibrasyon izleme sistemleri, kritik döner ekipmanların durumları üzerine ilave bilgiler vermektedir. Geçen yıl rafineride ultrasonik kullanımı başlamıştır ve şu anda da ekipmanlarda sıcak bölgelerin bulunması için termografi kullanılmaktadır.
Hasar Sebepleri. Ekipman hasar sebeplerini anlama, makine sağlığını yönetmede etkin bir programı kurma yolunda ilk adımdır. İç yüzeylerin aşınması, ekipman hasarlarının %70’ini oluşturur (M.I.T.’den Rabinowicz tarafından yapılan ve 1981’de yayınlanan bir çalışmaya göre).
Bugün endüstride aşınma ile ilgili en ciddi 4 güvenilirlik problemi mevcuttur. Bunlardan 1.si, Korozyon; (suyun kirlenmesi / özelliğini kaybetmiş yağ / kirlenmiş soğutucu ile oluşur) paslanmaya neden olur. Abrazyon; (yağlama yağının kirlenmesi ile oluşur) hareket eden yüzeyler arasındaki sert partiküller yumuşak yüzeye yapışır ve sert olan diğer yüzeyde izler oluşturur. Yorulma; (doğrudan periyodik yüklerle ilgilidir) çatlaklar metal yüzeyler altında yayıldığı zaman oluşur ve yüzeyden büyük parçacıklar kopar. Adezyon; (yetersiz yağlama ile oluşur) yağ yükü taşıyamazsa, ultrasonik ses enerjisi ile beraber ısı üretilir. Gerçekte, ultrasonik sinyaller adezyonu kontrol edilebilir ve ölçebilir. Ses yaklaşımına sahip bir makine sağlığı programı olmadan bakım yapmak mümkün değildir çünkü, çoğu endüstri ekipmanlarının operasyonel ömrü, yağın ilk kalitesine, yağın kirlenmesine ve yağlayıcının kimyasına bağlıdır.

Etkin Yağlama Programı. Fazla ekipman hasarı oluşuyorsa, bir çok yağ ekipmanlar için uygun değildir ve kendi kendine yağlama sistemi çalışan yüzeyleri yeteri derecede koruyamamıştır. Bu yüzden, ilk olarak sentetik yağlayıcıları bertaraf etmeye ve yağlama yağını uygun şekilde dağıtan yağ duman sistemleri “oil mist system” kullanmaya başladık. Bu davranış, etkin bir yağlama programının gelişmesinde bir başlangıç olmuştur.
Kullanım öncesi tüm ürünlerin iş sahasında depolanması ve yağ tedarikçilerimizin teslimat deneyimleri konusunda çok titiz davranıyoruz. Benzer şekilde, sahadaki yağlardan periyodik numune alınması, test edilmesi, analizi ve bunların dokümantasyonu konusunda da ilgiliyiz ve yağların kullanımı ile sorumlu olan personelimizin işlerine gerekli önemi verdiğini düşünüyoruz.

Kirlilik kontrolü. Rafineride kirli yağ kullanımını önlemede kararlıyız. Hem yeni hem de kullanılmış yağın temizlik standardı, Emerson Makine Sağlığı Yönetimi grubunun önerdiği ISO kod 15/13/11’dir. Bu ise uzay sanayinde, makine takım ve hava taşıt uygulamalarında kullanılan kritik ve süper kritik akışkanlar arasındaki hassasiyet derecesidir. Bunun yanında, yeni yağ içindeki su miktarı 25 ppm’den daha az olmalıdır. Bu konuda, tanınmış yağ tedarikçilerini arıyoruz ve onlara tedarikçimiz olacak olan firmanın ihtiyaçlarımızı karşılamaya istekli olması gerektiğini bildiriyoruz. İstediğimiz teknik özellikleri sağlayan yağ tedarikçileri olursa, Yağlama Standartları Servis Anlaşması esas alınarak hem servis hem de teknik destek konusunda tedarikçiler ile bir ortaklık kuruyoruz.
Tedarikçinin en önemli hizmetlerinden biri, teslim edilen farklı tiplerde yağlar için hem bu konuda çalışan yağ departmanlarını hem de yağ kamyonlarının bütünlüğünü sağlamaktır. Kirlenmeyi önlemek için, farklı yağlar asla başka bir yağı içeren departmana konmamalı, her bir departmanın tahliye hortumu sadece bir ürüne odaklanmalıdır. Maksimum 25 ppm’in altında nem miktarını sağlamak için kamyonlara kurutucu filtreler tesis edilmelidir. Büyük teslimatlar, sürücülerin bildiği ve izlediği bir rota vasıtasıyla Salı ve Cuma günleri yapılır. Bu şekilde, tanklar düzenli şekilde temizlenerek kirlenme azaltılır. Sık yapılan teslimatlar, ek maliyet getirir. Büyük tanklara sevk öncesi, bütün yağlar test edilir ve 1.0 mikron’luk filtreler ile her bir ürün filtre edilir.
Bu kirlilik kontrol kuralları, yağ emniyeti alınmış konteynırların kullanıldığı depolama araçlarına kadar genişletilebilir. Hiç kimse şu ana kadar yağı depolamak için 55 galon ağırlığında çelik drum kullanıldığını görmemiştir. Bunların yerini artık büyük polietilen tanklar almıştır. Yatay monte edilen her bir tank, kurutucu filtreye sahiptir ve nem girişini azaltmak için havalandırılır ve mümkün mertebe dolu muhafaza edilir. Tank hacmini gözetlemek için gözetleme camları mevcuttur. Yağ transferinde, temiz ve sadece bu amaç için olan konteynırlar kullanılır. Herhangi bir akışkanın asla konteynıra girmesine izin verilmez. Son filtreleme sistemi, depodan ekipmana transfer edilen yağın temizliğini garanti eder.

Numune alma, Test, Dokümantasyon ve Raporlama. Endüstriyel ekipmanlar aşınma partikülleri oluşturur, aşınma etkisi, kirlenme ve kimyasını düzenli şekilde kontrol etmek için yağ testi yapılır. Yağ numunelerinin alınması kolay gibi görülebilir, fakat tehlikeli olduğu için izin verilmez. Çalışan ekipmanlardan yağ numunelerinin alınma sıklığına ve şekline önem verilmelidir. Sertifikalı ICML (Uluslar arası ekipman yağlama kurulu) analisti tarafından rafineride 4 ayda bir numune toplanır. Bu numuneler ekipmanın bütün kritik ve önemli parçalarında kullanılan yağlar için geçerlidir. 400’den fazla yağ numunesi uygun prosedüre göre alınır ve her bir numune ile her bir ekipmandaki yağın durumu doğru tespit edilir. Numuneler temiz şişelere konur, karışıklıkları önlemek için dikkatle etiketlenir ve tüm test ve raporlamaya ait dokümantasyon eksiksiz temin edilir.
Yeni alınmış yağlar viskozite, temizliği, içerdiği katı ve nem miktarı gibi teknik özellikleri tam olarak karşılamaları için test edilir. Duman üretme yetenekleri için yağ dumanı (oil mist) test edilir. Ekipmandan alınan numuneler aşınma etkisi, kirlenme ve kimyası için test edilir. Tipik testler ise spektrometrik yağ analizi, TAN(toplam asit sayısı) sayısı, Karl Fisher metodu ile su, boyut dağılımlı partikül sayısı, otomatik ve manuel olarak aşınma debris analizi(WDA)’dir. Partikül sayma ve WDA, başarılı yağ analiz programının zorunlu bileşenleridir.
Numuneler serbest laboratuarlarda ücret karşılığı test edilebilir ve bazı yağ tedarikçileri firmanın iş alabilmek için ücretsiz test yapmayı teklif ederler. Ancak, kendi sahamızda bize ait yağ test laboratuarının olması en elverişli ve en az maliyetli yoldur. Bu sayede gerekirse, numunelerin kontrolünü yapabiliyor, acil sonuçları alabiliyor ve tekrar test edebiliyoruz. Kendi laboratuarımız, gelen yağların numunelerinin hemen test edilme imkanını vermektedir. Test ekipmanı, Emerson’un CSI 5200 yağ analizörü ve mikroskobudur. Bu analizör, yağı test etmek için 4-parçalı prosedür kullanır ve bir yağ numunesini yaklaşık 7 dakikada analiz eder. Test 1, yağ numunesinin dielektriğini ölçer. Bu bize yağın doğru yağ olup olmadığını ve yağın kötüleşip kötüleşmediğini verir. Test 2, su ve demir miktarlarını ölçer. Test 3, partikül kirlenmesi ve partikül boyut dağılımı için lazer partikül sayıcı kullanır. Test 4, aşınmanın şiddeti ve sebebini saptamak için WDA analizi yapar. Yağın viskozitesi ile beraber bu 4 test, herhangi bir yağlama sistemi için yeterli bilgi verir. Kirleticiler varsa, mikroskobik WDA kullanılır. Her numune için kolay yorumlanabilen renk-kodlu analizleri veren raporlar üretilir. Debrisin resmi çekilir ve aşınma debris raporlarında yer alır. WDA, şiddeti kadar problemin sebebini bulmada yardımcı olur. Bir mikroskop altında partikülün konsantrasyon, boyut, renk, yapı, şekil ve kompozisyonu incelenerek, eğitimli bir personel, ekipmanın iç şartları hakkında yeterli bilgiye sahip olabilir. Örneğin, güncel bir rapor şunları içermektedir, “erken yatak hasarının başladığını gösteren büyük miktarlarda ince çelik şeritler mevcut. Dış yatak, gövde ve şaftın kontrolü için pompanın durdurulmasını önerin”. Bu tip bilgiler rafineri personeline görsel bir kontrol için uygun zamanda pompayı servis dışı bırakabilmesini ve bu sayede üretimi aksatabilecek olası hasardan sakınabilmesini sağlar. Rafinerinin yağ analisti her bir numunenin test sonuçlarını gözden geçirir ve gerekirse kontrol raporları üretir. Alınan Tri-vektör raporu (kolay yorumlanabilen renk-kodlu analizi içine alan) ve WDA raporu, kontrol raporuna iliştirilir, operasyon ve bakım departmanındaki ilgili personele gönderilir. Sonraki adımda gerekirse, bilgisayar destekli bakım yönetim sisteminden bununla ilgili iş emirleri üretilir.

Eğitim. Yıllardır, yağlama gelişigüzel yapılmakta ve hatta bu iş en yeni elemana devredilmekte idi. Fakat artık böyle değil. Operasyon ve bakım personeli, yağ programı prosedürlerini öğrenmek için yeniden eğitilmektedir. Port Arthur rafinerisinin yağlama güvenilirliği için tüm zamanını harcayan 2 iyi eğitimli personeli bulunmaktadır. Her ikisi de ICML’den sertifikalıdır ve her ikisi de eğitim çalışmalarını bizzat yürütmektedirler.
Rafinerinin yağlama ile ilgili, personelin aldığı periyodik eğitimler ekipman güvenilirliğini iyileştirmede önemlidir. Rafineride, her operatör ve bakımcı için gerekli eğitimler, tedarikçinin görüşü alınarak 8 saat arttırılmıştır ve 2 yılda bir bu konuda tazeleme eğitimleri verilmektedir.

Ortaklıklar. Yağ tedarikçileri, yağlama programında önemli bir rol oynar, en iyi sonuçları almak için tedarikçimizi takımın bir parçası olarak görürüz. Yağ teknik özelliklerini, temizlik standartlarını, teslim gereksinimlerini içine alan yağlama standartları servis anlaşması’nın önemini daha önceden tartıştık. Tedarikçi, aynı zamanda bu konuda teknik destek, hacim ve maliyet trendleri üzerine KPI raporları, eğitim yardımı ve hasar analizi sağlamaktadır. Yağ tedarikçisi, yağ üreticisi ile rafineri arasında bir bağlantı kurur, flush ile yağlama sisteminin temizlenmesine yardımcı olur. Rafinerideki her yağlama noktası etiketlenir.Yağ tedarikçisi, çalışan ekipman üzerinde yağlama şartlarının yeniden gözden geçirmeyi teklif eder.
Yenilenen yağ maliyeti, yeni yağın yarısıdır, bu da rafineride tasarruf demektir. Yenilenen yağın hızla bozulup bozulmadığını anlayabilmek için, sıklıkla izlenir.
Sistemde yağlama programının etkin olması için, kural ve kaidelere harfiyen uyan bir müdür görevlendirilmelidir. Programı insan başarılı yapar başka bir şey değil. Bu sebeple, yağlamanın gerçekten de büyük önem arz ettiği tüm operasyon ve bakım personeli arasında farkındalık seviyesini arttırmak için eğitim zorunludur.
Mevcut programı değerlendirmek için bir sonraki adım, kuvvetli yönleri tanımak ve zayıf yönleri kuvvetlendirmektir. Daha önce de işaret edildiği gibi, yüksek kaliteli ürünler tanımlanmalı, yağın teslimat ve depolanmasına büyük önem verilmelidir, çünkü makineye koyulan yağın bozulmuş değil de yeni olduğundan emin olabilmelisin. Yağ tedarikçisinin işini doğru yaptığından emin ol, çünkü senin ihtiyaçlarını karşılamak yerine kendine fayda sağlayan yağ tedarikçisinden başka hiçbir şey seni bu kadar fazla zarara uğratamaz.
Yağ tedarikçileri, uzun vadeli karlılıklarının, talepleri eksiksiz olarak gerçekleştirmelerine bağlı olduklarını bilmelidirler. Numune toplama ve analiz, makine sağlığının korunmasına eşittir.

Son olarak, bu konudaki sürekli gelişimlere konsantre ol. Dokümantasyon gereklidir, çünkü bu konuda nerede olduğunu gösterir. Yağlama programın ne verdiğini, bir çalışma ile ilgili personeli bilgilendir. Finansal ölçümleri kullanmaya ve onları geliştirmeye özen göster. Rafineridekiler, çabalarının karşılığını görmek isteyecektir ve hiçbir stok yönetimi de, bu program gibi milyonlarca dolar finansal kar getirmez. Etkin bir yağlama programında katma değer çok fazladır.

Rulmanlı Yatak Hasarları

1- Hasar tipine göre

Aşırı Isınma
· Elverişsiz yağlama-Yanlış tipte gres veya yağ kullanılmış
· Yetersiz yağlama- Düşük yağ seviyesi, sızdırmazlık elemanlarında yağ kaybı
· Aşırı yağlama-Yataktaki yağ seviyesi çok yüksek
· Yetersiz rulman boşluğu-Yanlış geçme seçilmiş
· Rulman yatak içinde sıkışmış-Yatak deliği oval yada çarpılmış yatak
· Sızdırmazlık elemanları çok sıkı
· Dönen sızdırmazlık elemanları duran parçalara temas etmiş
· Yağ dönüş delikleri tıkalı-Yağ sızıntısı
· Rulmanlarda eksenel ön gerilme yükü-Milin aşırı genleşmesi
· Germe manşonu aşırı sıkılmış
· Dengelenmemiş yük-Dış bilezik yatak içinde dönüyor
· Yatak delik çapı normalden büyük-Dış bilezik yatak içinde dönüyor
· Milin eksen kaçıklığı
· Büyük mil çapı-Rulman iç bileziği aşırı genleşir ve rulman boşluğu azalır

Anormal ses ve gürültü
· Elverişsiz yağlama-Yanlış tipte gres veya yağ kullanılmış
· Yetersiz yağlama- Düşük yağ seviyesi, sızdırmazlık elemanlarında yağ kaybı
· Yetersiz rulman boşluğu-Yanlış geçme seçilmiş
· Aşındırıcı yabancı maddelerin rulman yatağına girmesi-kum,kir,kömür,vs.
· Korozyon yapıcı yabancı maddelerin rulman yatağına girmesi-su,asit,boya,vs.
· Rulman yatak içinde sıkışmış-Yatak deliği oval yada çarpılmış yatak
· Dönen sızdırmazlık elemanları duran parçalara temas etmiş
· Rulmanlarda eksenel ön gerilme yükü-Milin aşırı genleşmesi
· Rulman mil üzerine gevşek takılmış-Mil çapı küçük, germe manşonu sıkı değil.
· Germe manşonu aşırı sıkılmış
· Dengelenmemiş yük-Dış bilezik yatak içinde dönüyor
· Yatak delik çapı normalden büyük-Dış bilezik yatak içinde dönüyor
· Yuvarlanma elemanı yüzeyleri düzleşmiş veya yassılaşmış
· Mil faturası küçük-Mil eğiliyor
· Mil faturası büyük-Rulman sızdırmazlık elemanlarına temas ediyor
· Yatak faturası küçük-Rulman dış bileziğinin formu bozuluyor
· Mil yivi büyük-Mil eğiliyor
· Yatak yivi büyük-Yatak ve dış bilezik formu bozuluyor
· Rulmanı yanlış takma-Yuvarlanma elemanı üzerinde çekiçle oluşan izler
· Rulmanda aşırı boşluk
· Rulmanın rengi bozulmuş-Rulman sökülürken alevli ısıtıcı kullanılmış
· Büyük mil çapı-Rulman iç bileziği aşırı genleşir ve rulman boşluğu azalır
· Makine çalışmıyorken rulman titreşime maruz kalıyor

Yüksek vibrasyon
· Aşındırıcı yabancı maddelerin rulman yatağına girmesi-kum,kir,kömür,vs.
· Korozyon yapıcı yabancı maddelerin rulman yatağına girmesi-su,asit,boya,vs.
· Rulman yatak içinde sıkışmış-Yatak deliği oval yada çarpılmış yatak
· Rulman mil üzerine gevşek takılmış-Mil çapı küçük, germe manşonu sıkı değil
· Dengelenmemiş yük-Dış bilezik yatak içinde dönüyor
· Yatak delik çapı normalden büyük-Dış bilezik yatak içinde dönüyor
· Yuvarlanma elemanı yüzeyleri düzleşmiş veya yassılaşmış
· Mil oturma yüzeyinde ve yatak deliğinde şekil bozukluğu
· Mil faturası küçük-Mil eğiliyor
· Yatak faturası küçük-Rulman dış bileziğinin formu bozuluyor
· Mil yivi büyük-Mil eğiliyor
· Yatak yivi büyük-Yatak ve dış bilezik formu bozuluyor
· Milin eksen kaçıklığı
· Rulmanı yanlış takma-Yuvarlanma elemanı üzerinde çekiçle oluşan izler
· Rulmanda aşırı boşluk

Yetersiz makine performansı
· Yetersiz rulman boşluğu-Yanlış geçme seçilmiş
· Aşındırıcı yabancı maddelerin rulman yatağına girmesi-kum,kir,kömür,vs.
· Korozyon yapıcı yabancı maddelerin rulman yatağına girmesi-su,asit,boya,vs.
· Rulman yatak içinde sıkışmış-Yatak deliği oval yada çarpılmış yatak
· Rulmanlarda eksenel ön gerilme yükü-Milin aşırı genleşmesi
· Rulman mil üzerine gevşek takılmış-Mil çapı küçük, germe manşonu sıkı değil
· Germe manşonu aşırı sıkılmış
· Dengelenmemiş yük-Dış bilezik yatak içinde dönüyor
· Mil faturası küçük-Mil eğiliyor
· Yatak faturası küçük-Rulman dış bileziğinin formu bozuluyor
· Mil faturası büyük-Rulman sızdırmazlık elemanlarına temas ediyor
· Mil yivi büyük-Mil eğiliyor
· Yatak yivi büyük-Yatak ve dış bilezik formu bozuluyor
· Milin eksen kaçıklığı
· Rulmanı yanlış takma-Yuvarlanma elemanı üzerinde çekiçle oluşan izler
· Rulmanda aşırı boşluk
· Büyük mil çapı-Rulman iç bileziği aşırı genleşir ve rulman boşluğu azalır
· Makine çalışmıyorken rulmanlar titreşime maruz kalıyor
· Mil oturma yüzeyinde ve yatak deliğindeki şekil bozukluğu
· Yuvarlanma elemanı yüzeyleri düzleşmiş veya yassılaşmış

Zor döndürülebilen mil
· Elverişsiz yağlama-Yanlış tipte gres veya yağ kullanılmış
· Yetersiz yağlama- Düşük yağ seviyesi, sızdırmazlık elemanlarında yağ kaybı
· Aşırı yağlama-Yataktaki yağ seviyesi çok yüksek
· Yetersiz rulman boşluğu-Yanlış geçme seçilmiş
· Aşındırıcı yabancı maddelerin rulman yatağına girmesi-kum,kir,kömür,vs.
· Korozyon yapıcı yabancı maddelerin rulman yatağına girmesi-su,asit,boya,vs.
· Rulman yatak içinde sıkışmış-Yatak deliği oval yada çarpılmış yatak
· Dönen sızdırmazlık elemanları duran parçalara temas etmiş
· Rulmanlarda eksenel ön gerilme yükü-Milin aşırı genleşmesi
· Germe manşonu aşırı sıkılmış
· Mil faturası küçük-Mil eğiliyor
· Mil faturası büyük-Rulman sızdırmazlık elemanlarına temas ediyor
· Yatak faturası küçük-Rulman dış bileziğinin formu bozuluyor
· Mil yivi büyük-Mil eğiliyor
· Yatak yivi büyük-Yatak ve dış bilezik formu bozuluyor
· Milin eksen kaçıklığı
· Büyük mil çapı-Rulman iç bileziği aşırı genleşir ve rulman boşluğu azalır

2- Hasar şekline göre

Abrazif parçacıklardan ileri gelen aşınma
İç ve dış bilezik yuvarlanma yüzeylerinde ve elemanlarında küçük oyuklar oluşur. Aşınmış yüzeylerden kopan parçacıklarla gresin rengi değişmiştir.
Çözüm
· Montaj sırasında rulmanın temiz tutulması
· Yeni yağlayıcı kullanılması
· Sızdırmazlık elemanın kontrol edilmesi, gerekirse değiştirilmesi

Elverişsiz yağlamadan ileri gelen aşınma
Biraz çalıştıktan sonra yuvarlanma yüzeylerinde maviden kahverengiye renk değişimi görülür. Sıcaklık hızla yükselmiş yüzeyler aşınmıştır.
Çözüm
· Yeterli yağlamanın yapılması
· Yağlama periyotlarının gözden geçirilmesi
· Sızdırmazlık elemanın kontrol edilmesi, gerekirse değiştirilmesi

Titreşimden ileri gelen aşınma
Rulman dururken titreşime maruz kalmıştır. Makaralı rulmanlarda ince ve uzun paslı çöküntüler oluşurken, bilyalı rulmanlarda dairesel ve parlak paslı çöküntüler oluşur.
Çözüm
· Makaralı rulman yerine bilyalı rulman kullanılması
· Makineler taşınırken ön yük tatbik edilerek rulmanın taşınması

Aşırı yükten ileri gelen noktasal oyuklar
İç ve dış bilezik yuvarlanma yüzeylerinde yuvarlanma elemanları arasındaki mesafeye eşit aralıkta oyuklar oluşur. Montaj basıncı yanlış bileziğe uygulanmıştır, dururken rulmana aşırı yük uygulanmıştır.
Çözüm
· Rulmanın daha fazla statik yük kapasitesinde bir rulmanla değiştirilmesi
· Doğru montaj yapılması

Katı parçacıklardan ileri gelen noktasal oyuklar
İç ve dış bilezik yuvarlanma yüzeylerinde ve elemanlarında küçük oyuklar oluşur. Montaj sırasında rulmana dış ortamdan veya yağlayıcı ile birlikte katı parçacıklar girmiştir.
Çözüm
· Montaj sırasında rulmanın temiz tutulması
· Yeni yağlayıcı kullanılması
· Sızdırmazlık elemanın kontrol edilmesi, gerekirse değiştirilmesi

Önyükten ileri gelen pullanma
Yuvarlanma yüzeylerinde derin yük çizgileri ve pullanma oluşur. Çok sıkı geçmenin doğurduğu önyükler buna sebep olmuştur.
Çözüm
· Geçmelerin değiştirilmesi
· Boşlukları daha fazla olan rulman kullanılması
· Doğru montaj yapılması

Kasmadan ileri gelen pullanma
Bileziklerin birinde, çap karşısı iki bölgede derin yük çizgileri ve pullanma oluşur.
Çözüm
· Mil veya yatağın değiştirilmesi
· Yatak muylusunun taşlanması
· Yuvanın düz temele monte edilmesi

Aşırı eksenel yükten ileri gelen pullanma
Bileziklerin bir yanında veya yuvarlanma yüzeylerinde derin yük çizgileri ve pullanma oluşur. Hatalı montajdan kaynaklanan eksenel yükler, aşırı ön yükler, serbest rulmanın sabitlenmesi pullanmaya sebeptir.
Çözüm
· Geçmelerin kontrol edilmesi
· Doğru montaj yapılması
· Hareket serbestliğinin kontrol edilmesi

Eksen kaçıklığından ileri gelen pullanma
Bileziklerin birinde çap karşısı iki bölgede köşeden köşeye uzanmış yük çizgileri ve pullanma oluşur. Oturma yüzeylerinin iyi merkezlenmemesinden kaynaklanmaktadır.
Çözüm
· Doğru montaj yapılması
· Oturma yüzeylerinin kontrol edilmesi

Kemirici korozyondan ileri gelen pullanma
Bileziklerin yuvarlanma yüzeylerinde pullanma ve dış yüzeyinde korozyona uğramış alanlar oluşur. Gevşek bir geçme veya şekil kusuru olan oturma yüzeyi buna sebeptir.
Çözüm
· Geçmenin kontrol edilmesi
· Oturma yüzeylerinin düzeltilmesi

Paslanma sebebi ile pullanma
Nemli ortamlarda uzun süre bekletilen yada çalıştırılmayan ekipman rulmanlarının yuvarlanma yüzeylerinin yarısında nem etkisi ile pas oluşur. Bunun sebebi, yağa suyun karışması veya nemli ortamın olmasıdır.
Çözüm
· Ekipmanın ara sıra döndürülmesi
· Pas önleyici bir yağlayıcı kullanılması
· Sızdırmazlık elemanlarının kontrol edilmesi, gerekirse değiştirilmesi

Dikkatsiz kullanımdan ileri gelen çatlaklar
Bilezik yüzeylerinde çatlaklar olur veya yüzeylerden parçacıklar kopar. Rulmanın takılması esnasında çekiç darbelerinin doğrudan bileziğe gelmesinden kaynaklanır.
Çözüm
· Doğru montaj yapılması
· Rulman üzerine vurulmaması

Aşırı sürmeden ileri gelen çatlaklar
Bileziğin dik kesiti boyunca çatlaklar oluşur. Rulmanın mil üzerine çok sıkı bir geçme ile takılmasından kaynaklanır.
Çözüm
· Doğru montaj yapılması
· Geçmenin iyileştirilmesi

Lekelerden ileri gelen çatlaklar
Bileziğin bir kenarından diğerine lekelerle birlikte uzanan çatlaklar oluşur. Bu lekelenmenin ileri safhasını işaret eder.
Çözüm
· Yeterli aşınma önleyici katkı maddeleri olan yağlayıcının kullanılması





Kemirici korozyondan ileri gelen çatlaklar
İç bilezikte enine dış bilezikte boyuna, kemirici korozyona bağlı çatlaklar oluşur. Gevşek bir geçmeden ve şekil hatası olan bir oturma yüzeyinden kaynaklanır.
Çözüm
· Geçmenin kontrol edilmesi
· Oturma yüzeylerinin düzeltilmesi

Aşırı titreşim ve Darbeden ileri gelen Kırılmalar
Montaj sırasında rulmana, katı parçacıkların yağlayıcı ile birlikte veya dış ortamdan girmesi ile ve hatalı montajın doğurduğu eksenel yük ile rulman kafesinde kırılmalar meydana gelir.
Çözüm
· Montaj sırasında rulmanın temiz tutulması
· Temiz yağlayıcı kullanılması
· Sızdırmazlık elemanlarının kontrol edilmesi, gerekirse değiştirilmesi
· Geçmelerin kontrol edilmesi
· Doğru montaj yapılması

Korozyon yada derine işlemiş pas
Yuvarlanma yüzeylerinde genellikle yuvarlanma elemanlarıyla aynı aralıklarda gri siyah arası renkte enine çizgiler oluşur. Sebebi ise, rulman içerisine su, nem veya korozyon yapıcı maddelerin girmesi veya nemli ortamda uzun süre ekipmanın bekletilmesidir.
Çözüm
· Pas önleyici özelliği olan yağlayıcı kullanılması
· Sızdırmazlık elemanlarının kontrol edilmesi, gerekirse değiştirilmesi

Kemiren korozyon
Rulman iç ve dış yüzeylerinde pas gibi bir görüntüyle kendini belli eder. Rulman ile mil veya yatak arasında izafi hareket olması durumunda çıkar. Geçmenin aşırı gevşekliği yada şekil bozukluğu olan oturma yüzeyleri bu durumun esas sebebidir.
Çözüm
· Oturma yüzeylerinin düzeltilmesi
· Geçmelerin kontrol edilmesi

Elektrik Pitting
Yuvarlanma yüzeylerinde ve yuvarlanma elemanlarında kararma şeklinde bir renk değişimine neden olan, koyu kahverengi siyah çukurcuklar oluşur. Rulmandan elektrik akımı geçtiğinde, rulmanı oluşturan elemanların yüzeylerinde kaynak olayı meydana gelir.
Çözüm
· Rulmana uğramayacak şekilde akım yolunun değiştirilmesi
· İzoleli rulman kullanımı

3- Hasar sebebine göre

Sızdırmazlık Problemi
· Yabancı maddenin karışması
· Gresin taşması
· Sızdırmazlık elemanları çok sıkı
· Dönen sızdırmazlık elemanları duran parçalara temas ediyor
· Yağ dönüş delikleri tıkalı

Yağlama Problemi
· Elverişsiz yağlama - Yanlış tipte gres veya yağ kullanılmış, Kalitesiz yağlayıcı
· Yetersiz yağlama - Düşük yağ seviyesi, Sızdırmazlık elemanlarında yağ kaybı
· Aşırı yağlama- Yataktaki yağ seviyesi çok yüksek
· Yabancı madde ve toz karışımı
· Korozif madde karışımı
· Yetersiz yağlama periyodu

Onarım (Montaj / Demontaj) Problemi
· Kötü kaplin ayarı
· Uygun olmayan rulman boşlukları
· Aşırı eksenel yük
· Kötü sökme ve takma aletlerinin kullanılması
Ø Küçük rulmanlarda mekanik sökme aletleri
Ø Büyük rulmanlarda basınçlı yağ yöntemi
Ø Uygun ısıtıcıların kullanımı
· Germe Manşonu aşırı sıkı veya gevşek
· Kusurlu oturma yüzeyleri
· Uygun olmayan geçmeler
Ø Aşırı sıkı geçmeler
Ø Aşırı gevşek geçmeler

Çalışma Şartlarının Değişimi
· Aşırı eksenel yük
· Aşırı yükleme
· Daha yüksek makine hızları
· Aşırı sıcak çalışma

Yalıtım Problemi
· Akım geçişi sebebiyle yüzeylerde kaynak oluşumu